Yardımcı

Gölge Konuşuyor:

Bir daha Walser okuyamayacak olmak ya da ilk defa okuyor olmamak üzücü gerçekten. 2018 biterken, yılın benim için en büyük kazancı Walser okumaları oldu. Şunu belirtmek gerekir ki düzenli okur şekilde görüldüğü gibi böylesine keşif duygusunu yaşamaya her zaman hazırlıklıdır ve her okumada böyle bir şey yaşayacağı beklentisi içindedir. Okur olmanın bir nedenidir bu heyecanı duymak.

Kafka’ya benzerliği, minör edebiyatı kategorisine sokulması onun edebiyatının ne kadar değerli olduğunu göstermek için yapılan vurgudur. Buna katılmakla birlikte okurun yazar ile ortak bir duygu yakalamış, ikisi birlikte dünyaya ve insanlığa ait bir güzelliğe imza atmış gibi hissetirmek benim nazarımda onun asıl büyüklüğüdür.

Bu romanda ve diğer öykü ve romanlarının tamamında bu ve buna benzer ruh hallerine sahiptim. Belki abartıyorumdur ama abartmak da bu işin doğasında vardır. Ama bir düşünün yoksunluklarınız ve yetersizlikleriniz Walser’in elinde sevimli gösteriliyor hatta bir silaha, bir zırha dönüşebilir. Tevazu göstermek onun en büyük silahıydı gibi ifadeler hem durumu sevimli hale getiriyor nazarımda hem de ikiyüzlülüğü ifşa ediyor. Bu bahsettiğim son durum tam da Walser’in eserlerinde büyülenmemi sağlayan şey.

Yardımcı hem karakterin yaptığı iş nedeniyle sahip olduğu unvan hem de ikinci derecede, tali gibi kavramsal bir adlandırmaya karşılık geliyor. Aslında hepimizin bir yardımcı olduğu, konağın sahibi Herr Tobler bile eşi Frau Tobler’den dolayı zaman zaman kendini yardımcı hissediyor. Ama bizim esas yardımcımız Joseph, konağın bir tür katipliğini ya da yazı ve yazışma ile ilgili tüm işlerinden sorumlu memur olarak işe alınıyor. Joseph bildiğimiz Bartleby şürekasına örnek bir antikahraman. İşini yapıyor gibi görünüyor, aslında yapıyor da, ama işte kahramanımız yetersizliklerini gizlemeyi iyi biliyor, hem yazılı, hem de sözlü olarak kendilerini ifade etme konusunda Joseph’in çok gerisinde olan konağın sahibi burjuvalar üzerinde tahakküm tesis edebiliyor.

Patronları için yaptığı işlerde ya da onlarla diyaloglarında ya da tartışmalarında çoğunlukla yüzünde hınzırca bir ifade vardır. Körler sağırlar birbirini ağırlar ya da koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi’ye keçi derler misali taraflar birbirini idare etmektedir. Ne var ki, Herr Tobler kimi zamanki dengesizlikleri ve lüzumsuz sinir harbi Joseph’i çileden çıkarmaktadır. İşte bu anlarda Joseph bu zeytinyağı gibi üste çıkma konusunda isteksiz davranır, kapıya doğru bakar..