Üveyanneye Övgü

Gölge Konuşuyor:

Erotik bir roman okudum. Başkası belki başka tür bir roman okudum diyecektir (mesela ahlaki bir roman) ama ben erotik bir roman okuduğumdan eminim. İşin erotizm kısmından etkilendim desem yalan olur. Ama erotizmin anlatılış biçimi etkiledi beni. O salak çocuk Alfonso’nun ne yaptığıyla çok ilgilenmiyordum. Beni ilgilendiren Don Rigoberto’ydu. Daha ziyade Don Rigoberto’nun hikayesiydi roman. Oğlu Alfonso ve eşi Dona Lucrecia hikayede tamamlayıcı parçalardı. Erotizm derken üveyannesine sulanan Alfonso’nun erotizminden bahsetmeyeceğim. Sadece hizmetçi kız Justiniana’nın ona söylediğini tekrarlayacağım: Alfonso sen ahlaksız ve sapık birisin.üveyanneye 001

Taze bitirdiğim Cinselliğin Önemi adlı kitapla birlikte okuyordum romanı. Erotizm  mevzusu ile ilgili Don Rigoberto’nun söylediklerine epey bir kulak kabarttım bu yüzden. Çömez Alfonso babasına mı özeniyordu bilinmez ama Don Rigoberto’nun kadınları iyi tanıdığı kesin. Kadın doğasını iyi biliyor. Bir kadının, isteğini nasıl arzuya ya da tutkuya dönüştüreceğini çok iyi biliyor.  Cinsel çekicilikten ziyade kadın duygusallığından faydalanıyor. Kadının böyle yavaş yavaş tutuşmasını nerdeyse hiç şaşmaz bir saat gibi tekrarlandığını ispatlıyor.. Parası var, dolayısıyle egoları da kuvvetli. “Benim krallığım yataktır” diyor zaten. Yaşı hakkında bir fikir sahibi olamıyoruz ama elli vardır. Eşi kırkında ve delikanlılık çağındaki oğlu olduğunu düşünürsek. Eşi ile, güzeller güzeli Lucrecia ile uyum içinde doğal olarak. Don Rigoberto her yönüyle iktidar. Tek korktuğu cinsel organının uluorta sertleşmesi olabilir.

İşte erotizmi anlatırken bazen insanın midesini kaldırıyor soylu efendimiz. Aaa ne güzel şeyler söylüyor demeyin, birazdan boktan şeyler söyleyecektir. Sanırım Don Rigoberto Freud’u biliyor. Çünkü kakanın da cinsel yaşamın bütünlüğü içinde yeri olduğuna inanıyor. “Don Rigoberto keyifle gülümsedi. Sıçmak, kaka yapmak, dışkı salmak cinsel hazla anlamlı mı acaba, diye düşündü.” Bununla kalmıyor Rigoberto belki de osuruk ile ilgili şu ana kadar söylenmiş en güzel şeyleri söylüyor. Bu değil sadece sıçmanın estetiğini yapıyor. “Gözünün önüne getirebiliyordu: bedenin sıcak karanlıklarında, ikide bir boğuk gurultularla ya da görkemli bir osuruğun neşeli yeliyle Bozulan bir sessizlik içinde meydana gelen açılıp daralmalar, oradan oraya giden sıvılar ve katılar.”  Neşeli yel? Ne demek istemiş acaba? Daha başka şeyler de var. “Üstelik, hilal biçimindeki bu Haçlıbozan tırnakların temizlenmesi de daha kolaydı:törpünün ucu, kirin bıraktığı, terin öbeklendiği, pisliklerin gizlendiği tırnakla et arasındaki siperi andıran minik çukura daha kolay girebiliyordu.” Yorumsuz.

Olay örgüsü nasıl sonuçlanır? Bir kısım okur bu soru üzerinde yoğunlaşır. Ama ben Alfonso’nun Don Rigoberto’nun hikayesine nasıl etki edeceği konusunu düşünmüyordum pek. Sadece şunu söylüyordum. Sinek küçüktür ama mide bulandırır. Ben daha ziyade Don Rigoberto ve kadınlar meselesi ile ilgiliydim. Ama mutaassıp biri belki de Don, günahlarının kefaretini ödeyecektir şeklinde okuyacaktır. Benim ki de, mutaassıpınkisi de yanlış değil. Herkes kendi bildiği şekilde okuyor dünyayı işte.