Malula’dan Masallar

Gölge Konuşuyor: 

Yıldızların, yeryüzü artık kendilerine dar geldiği için gökyüzüne yükselen düşler olduğu söylenir” Kitaptan…Malula 001

Geçmişe Dair Bir Öykü ya da Öykü Bulmadaki Şans Üzerine. Malula anlatıcının köyünün adı. Anlatıcı kendisini masal derlemeye iten durum üzerine konuşuyor. Masal anlatmayı beceremeyen bir ninenin varlığının esin kaynağı olması ilginç. Dışarıdan birinin Malula öykülerine ilgi göstermesi de Malulalı anlatıcıyı harekete geçirmiş…

Tek Gözlü Eşek ya da Yargıcı Dehdehleyen Adam. Masalı köye gelen bir yabancı anlatmış. Efendim kendini çok akıllı sanan bir çiftçi varmış. Bu çiftçinin çok akıllı karısı varmış. Çiftçi günün birinde yüz lira karşılığında bir eşek almış. Karısı bu durumdan hiç hoşlanmamış. Ama adam karısını hiç dinlemezmiş. Günlerden bir gün adam bir haftalığına başka bir yere gitmiş, karısına eşeğe iyi bakmasını tembihlemiş. Karısı da o yokken eşeği bir gerdanlık ve bir miktar kumaş karşılığında bir eskiciye satmış. Adam dönmüş, karısının gerdanlığı hiç dikkatini çekmemiş, doğrudan eşeği sormuş. Kadın eşeğin küstahça davranıp kendisini bir yargıç olduğunu söylemiş ve şehre gitmiş. Adam çok kızmış, eşeğin peşinden şehre gitmiş. Günlerce aramış ve nihayet tek gözlü bir yargıç bulmuş. Adam elinde yem parçasını eşeğe uzatmış, ve deh deh deyip yargıcı çağırmış. Oradakiler ne yapıyorsun demişler ve adamı salondan dışarı atmışlar. Adama kendini dinletmek istemiş ama dalgaya almışlar ve korkutup dışarı atmışlar. Durumu sonradan öğrenen yargıç da adama tekrar çağırmış ve adama durumu sormuş. Anlatmış adam, yargıç gülümsemiş. Eşeğin kaç para eder diye sormuş. Adam beş yüz lira demiş. Yargıç da beş yüz lirayı çıkarıp vermiş. İyi bir alışveriş yaptığını düşünen çiftçi evine dönmüş, ama pek konuşmak istememiş. Bundan sonra da karısına karşı tutumu değişmiş, onun sözünden çıkmamış… Masalın tamamını özetlemiş oldum. Görüldüğü gibi annemizin ya da ninemizin anlattığı masalların tıpkısının aynısı. Tek bir farkı var, o da eril yönünün alaşağı edilmesidir…

Fatma ya da Düşlerin Kurtuluşu. Bir önceki masalda numunelik olsun diye masalı özet geçtim. Daha yapmayacağım bunu. Kabaca masalın yorumunu ve bana düşündürttüklerini aktaracağım. Gerçekten olaya masal dinleyerek başlamışsanız hoş bir nostalji oluyor. Biraz biçim verilmiş gibi. Önceki masaldaki tespitimiz burada da geçerli: Kadın eli değdikten sonra insanlar düşlerine kavuşuyor.

Akıllı Karga ya da Kutsal Topraklara Giden Tilki. Kıssadan hisse olması hoşuma gitmiyor ama, her şeye rağmen eğlenceli bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Ormandakilerin güvenini tamamen yitiren tilki “veda hutbesi” gibi bir konuşma yapınca  herkes etkilenir, şüpheci kurt bile. Sözüm ona haca gitmeye karar vermiştir tilki. Yaptığı konuşmadan sonra onu yolda yalnız bırakmak isteyen dostları oluyor: horoz, kaz, tavuskuşu, karga. Bilin bakalım yolda neler oluyor?

Beş Davacı ya da Vefasızlık Neler Doğurur? Memlekette iyi savcılar ve iyi hakimler varsa sizin hiçbir şeyden korkmanıza gerek yok. Tekrar ediyorum, iyi savcılar ve iyi hakimler varsa…

Pinti Adam ya da Soğanlar Ördek Olunca. Çocuklara okumak, okutmak lazım bu masalları. Eğleneceklerdir. Hele bu masaldaki pinti tüccarın kepazeliklerini görünce. Sabah, öğlen, akşam çocuklarına soğan yediren tüccardan kurtulmak gerek, ötesi yok bunun, böyleleri akıllanmaz. En sevdiğim son bu masaldaydı..

Çiçekaçtıran ya da Gülümseyişin Ardındaki Sır. Yok yok! Her masalı da çocuğa okutmamalı. Bu masalı asla. Sadakatsiz kadınlar var. Özgürleşmeye çalışan diyemeyeceğiz çünkü yapılan iş aldatma. Ama şöyle bir şey deniliyor, erkek adam karısının yanında olmalı, onu el üstünde tutmalı…

Durgun Su ve Kazanan Nasıl Kaybeder? İlk masallara çocuklara okutulabilir diyordum. Artık on sekiz yaşın altı okumasın diyorum. Epey bir erotizm var çünkü. Tesadüflerle, hilelerle örülü bir masal. Okuması zevkli….

Fareöldüren ya da Cahilin Çaresizliği. Korku filmi gibiydi gerçekten. Aynı zamanda komik Düşünsenize farelere teslim olmuş bir köy ve onları kurtaran yağ tüccarı. Fareöldüren denilen heybesinde taşıdığı canlı sayesinde başarıyor. İki bin lirasını alıyor karşılığında. Ama iş bitmiyor işte, fareler kalmayınca fareöldüren ne yapacak…

Takla ya da Dedem Neden Dört Yüz Yıl Silah Taşıdı. Malula’nın tarihini anlatan bir öykü-masal. Malula özel bir köymüş gerçekten. Sadece masallarından almıyor bu ününü. Üç yüz- dört yüz yıl köylerini tehlikelere karşı korumuşlar. Çeteler ve devlet terörü onları yıldırmamış. Suriye’deki tek Arami köyüymüş. Köydeki yaşlılar hala Aramca konuşuyorlar. Hem etnik olarak, hem dini olarak baskı görmüşler. Araplar arasında tek Arami köyünün yaşaması zormuş ve paganlar arasında tek hıristiyan köyünün yaşaması da zor. Doğal olarak köyün bu tarihi öyküde bir tarihi belge havasıyla değil, bir efsane havasıyla anlatılıyor.

Balık Neden Tükürdü ya da Gözükapalı Güvenmenin Tehlikesi. Devrimci bir kralın olduğu bir masaldı. Devrimci kral bir oksimoron gibi görünse de bir masal için ilgi çekici bir şey. Tacını giyer giymez polislerin, tahsildarların işine son veriyor. Tüccarları da ortadan kaldırmak istiyor. Kral Habib sorunu kökünden halletmek istiyordu. Sloganı “toplumun her şeyi olsun, ama bireylerin hiçbir şeyi olmasın”dı. Bugün yaşasaydı, “komünist kral” derlerdi kanımca.  İnsanların komünizmin ne olduğunu bilmiyorlardı ama durumdan memnundular. Düşmanları vardı krallığın ama halkı kralının yanında olunca düşmanlar yenilmeye mahkumdu. Ama işte kralın iyi niyetini kötüye kullanmak isteyen içeride insanlar vardı. Balıkçının kızı Samira krala düşmanlarının kim olduğunu hikayelerle anlatmak istedi. Ne var ki, kral ancak üç hikayeden sonra durumu kavrayabildi.