Dünyayla Benim Aramda

Gölge Konuşuyor:

Frantz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri’nin üzerine iyi bir cila kitabı olabilir.Ancak “lanetli” değilseniz bu sizin kitabınız değildir. Boşuna okumuş olabilirsiniz. Hiç zenci olmamışsınızdır ama bir şekilde “öteki” olabilmişseniz anlatılanları anlayabilme kapasitesine sahip olabilirsiniz. Yani beyazların dünyasında siyah, erkeklerin dünyasında kadın, türklerin dünyasında kürt, patronların dünyasında işçi, sünnilerin dünyasında alevi olamamışsanız bu kitabı boşuna okumuş olabilirsiniz. Yine de başka çaresi yok,değişmeniz için bu tür kitapları okumalısınız. Çünkü tüm kanallar ve tüm alıcılar kapalı an itibarı ile.

Hikayeyi bir Afro-Amerikalı anlatıyor. Bize değil oğluna anlatıyor.Mektupla. Hiç memnun değil baba. Hani ben böyle Martin Luther King günü gibi günlerin var olduğunu görünce Amerika’da bazı şeylerin değiştiğine inanıyordum. Hat safhada olmasa bile halen sistematik bir ırkçılık var.Bunu da polisler tarafından öldürülen siyahlar özelinde anlıyoruz. Baba geçmişe gidiyor ama Konta Kinte’li zamanlara da değil. Zaten hikayenin yayınlandığı yıl 2015. İki kuşak öncesine gidiyor sadece. Siyahların hakları konusunda ilerleme bir arpa boyundan ibaret sadece.

Kürt olduğu için kimliğinden utanan birinin bunun ayıp ya da utanılacak bir şey olmadığını öğrendikten sonra,böyle düşünmesine neden olanlara öfkesini nasıl yatıştırabilir. Ya da özgürlük isteğini eyleme dönüştürme zemini aramaz mı? Bundan sonra kimin peşinden koşabilir?. Ama günümüz Türkiye’sinde Mandela gibi, Martin Luther King gibi, Malcolm X gibi kitleleri sürükleyen birinin olduğunu düşünmüyorsunuzdur belki ama kimliğinizin utanılacak bir şey olmadığını size belleten birine kim olursa olsun minnet duyabilirsiniz. Baba da yukarıda ismini zikrettiğimiz kişiliklere borçlu olduğunu düşünüyor. Sadece siyasi kimlikler değil bazı önemli sanat ve kültür adamlarına da saygı duruşunda bulunuyor. Toni Morrison, Zora Neale Hurston ve James Baldwin gibi Afro-Amerikalı edebiyatçıları daha fazla okumam gerektiği hissiyatına kapıldım bu kitabı okuduktan sonra…

Dünyayla Benim Aramda kurmaca bir eser değil ama kurmaca tadında.Edebiyat kategorisine sokulmaması için bir neden de yok. Eser zaten hitabet atmosferinde ilerlediği ve doğal olarak karşı tarafı etkilemeye çalıştığı için ve bunda da başarılı olduğu için biyografik de olsa eser edebiyat statüsündedir…

Reklamlar