Emir Bedirhan : 20. Yüzyılın Başlarında Kürt Milliyetçi Söylemine Bir Örnek

Gölge Konuşuyor:

Aslında bir komisyonun hazırladığı bir kitap. Lütfi’nin yani Ahmed Ramiz’in Emir Bedirhan biyografisi esas alınıyor yalnız. Eserin nasıl okunması gerektiğini editörler söylüyor bize. Bu bakımdan emir bedirhan 001Emir Bedirhan’ın biyografisini okurken, aynı zamanda bilimsel bir tarih yazımının nasıl olması gerektiğinin bilgisine sahip oluyor, yöntemine öğreniyoruz. Buradaki milliyetçi söylem Emir Bedirhan’a değil Lütfi’ye ait

Mesela Emir Bedirhan’ın Nasturi katliamını önsöz ve giriş kısmından öğreniyoruz. Ahmed Ramiz de bahsediyor ama katliam demiyor. Kısa geçiyor: Nasturiler boyun eğdirilmiş. Lütfi’nin Emir Bedirhan transkripsiyonu daha ziyade Emir Bedirhan’a methiye şeklindedir. Abbasi soyundan geldiğini söylediği Bedirhan’ın ve soyunun kutsallığına gölge düşürmüyor. Yine Bedirhan’ın isyanının nasıl bastırıldığı giriş kısmında bahsedilirken, durumun bir başkaldırı ve bastırılması hikayesi olduğu söyleniyor. Fakat Lüfti Bedirhan’ın Müslüman kanı dökülmesin diye teslim olduğunu söylüyor.

Aslında kitap bize şimdilerde çok konuşulan ve çok kişinin canının yakılmasına neden olan Kürt Meselesinin başlangıcının da ipuçlarını veriyor. Osmanlı’nın adem-i merkeziliği terk edip merkeziliğe geçmesi şüphesiz ayrıcalıklı beyler ve halklar arasında hoşnutsuzlukla karşılanmış. Zamanla da eyalet sisteminin terk edilmesiyle beylerin rahatsızlığı artmış. İltizam sistemine dayanan vergi sistemi de durumu isyan noktasına getirmiştir. Yine de Osmanlı içerideki karışık dönem ve dışarıdaki savaşlar nedeniyle Kürdistan’ı Bedirhan’a bırakmıştır. Mesela Bedirhan’ın Nasturi katliamına da göz yummuştur. Ne var ki, Bedirhan’ın keyfi yönetimi bahane edilerek bölgeye Osman Paşa yönetiminde askeri bir güç gönderilmiştir. Bundan sonra Bedirhanilerin İstanbul, Girit ve Suriye sürgünleri vardır…

Bana ilginç gelen kısımlardan biri de Osmanlı’da Tanzimat’tan itibaren gayri Müslimlere tanınan haklardan Müslümanların rahatsız olmasıydı. Nasıl ki bugün Türkiye’de Türklerin, Türk olmayanlara verilmesi düşünülen haklardan rahatsız olması, o günde Müslüman kimliği üzerinden benzer rahatsızlıklar söz konusuymuş. Hatta Kürtlerin sitemi çok daha fazlaymış. Yahudiler ve Rumlar ile denk sayılmalarına içerliyor Kürt yetkililer. Yani eşit olalım diye bir anlayış söz konusu bile değilmiş. Yöneten de yönetilen de aynı zihniyete sahip…