Türk Romanına Eleştirel bir Bakış 3

Gölge Konuşuyor:

Bir vazifeyi yerine getirmenin gururu. Çok işime yarayacak sonraki okumalarımda bu diziyi bitirmem. İyi bir okuma oldu ama buradaki yorumlarımda biraz tembel davrandım. Aslında tembelden ziyade bencil davrandım. Bunun nedeni Berna Moran her dizinin başında açıklayıcı bilgi vermesi, dizinin sonunda söylediklerinin bir özetini çıkarması. Nasıl kitaplar elimde deyip ve zaten özeti de kitapta mevcut deyip buraya aldığım notları aktarmada üşengeç ve isteksiz davrandım.B583

Bu dizide Türk romanında gerçekçiliğin üst üstü yediği darbelere değiniliyor. Fantastik, postmodern unsurlar ve teknikler kullanılmaya başlanmış. Romancılar yöntem ve teknik üzerinde daha  fazla durmuşlar.

Öncesinde ama 12 Mart politik romanlarına giriş yapılmış. Belli ki, Berna Moran bu dönem romanlarını fazla sevmemiş. Özetle bu dönem romanda sistemle başı belaya giren bireyin yakalandıktan sonraki çaresizliği anlatılıyor. Canavar karşısında korumasız bireyler. Edilgen haller. Durum olduğu gibi yansıtılmış. Estetik kaygıları olan Berna Moran bu romanlara pirim vermemiş.

Şafak: Küçük burjuva alışkanlıklarını yenemeyen iki devrimci Oya (burjuva menşeili), Mustafa (işçi sınıfı menşeili) çelişkileriyle varlar. Kapı metaforu çok sık işlenmiş. Kapılar kapanınca dışarıda kalanlar sistemin güçleri, içeridekiler devrimciler. Çözüm arayışı değil sorgulamanın hakim olmuş dönem romanlarında.

Bir Düğün Gecesi: Benim favori kitaplarımdandır. Berna Moran’ın sevmesine de sevindim. Bir geçiş romanı. Toplumsal gerçekçilikle birlikte kendine has bir anlatım tekniği. İç konuşmalar. Ömer romanda rolü az ama romanın asıl anlatıcısı, onun bakış açısı var. Sonra sözü başkalarına da bırakıyor. Onların bakış açısı da karışıyor anlatıya. Ömer toparlıyor… Postmodern romanın bir kurmaca içinde olduğumuzu ele veren tekniği. Alt metinler ve metinlerarasılık.

Fantastik roman üretimi Sevgili Arsız Ölüm’e kadar sadece bir elin parmakları kadar. Bu konuda çalışma da yokmuş Berna Moran’a kadar. Oysa masalların, destanların bol olduğu bir coğrafya burası. Todorov’un çalışmalarından faydalanmış Moran. Sadece eğlendirmek için yazılmış Muhayyelat ile Arsu Sapağında İnecek Var adlı romanlar. Bunun yanında Gulyabani ve Matmazel Noraliye gibi dişe dokunur tezli romanlar mercek atına alınmış.

Sevgili Arsız Ölüm’ü de özel bir yere koyuyor Berna Moran. Yöntem ve biçim arayışı var romanın içinde. Saltukname, Battal Gazi ve Dede Korkut gibi bu toprakların öz mirasından beslenen bir roman. İnanç sorgulanıyor. Ama buna neden olan dışarıdan bir güç değil. İçeriden sorgulanıyor belirli bir mantık silsilesi içinde. Romana ve kahramana bu bakımdan hem içeriden hem de dışarıdan (yazar tarafından) bir bakış var.

Kara Kitap ise yine kaynağını Sevgili Arsız Ölüm gibi öz kaynaklardan besleniyor. Tutunamayanlar ile farkı burada. Tutunamayanlar Batı Klasiklerine, Kara Kitap da Doğu klasikleri ile bağ kuruyor. Bu sayede yapısalcılık birlikte tedavüle sokulan metinlerarasılığın da önemli bir örneği… Özellikle Mesnevi ve Hüsn-ü Aşk etkilemştir bu romanı. Kahramanların adının da Galip ve Celal olması manidardır dolayısıyle… Borges, Susan Sontag ile söyleşisinde bu anlamda yazarı yazar yapanın küçük farklar, küçük nüanslar olduğunu söylemiş. Orhan Pamuk’un da yaptığı postmodern anlayışın bu tekniğidir.

Bir Cinayet Romanı da Kara Kitap gibi bir üstkurmaca. Hem bir dedektiflik hikayesi hem de dedektiflik romanlarını irdeleyen bir üst kurmaca. Roman kurmaca ile gerçeklik arasında bir oyun gibi. Dedektif, romanı, yazarın yüzeysel işlemesi ve polisiye romanın bilinen bütün klişeleri kullanması nedeniyle yazardan alır ve kendisi tamamlar… Henüz çok gençken, yirmili yaşlarda, okuduğum bu romanı sanırım tekrar elime almam gerekiyor.

Geldik kitapta tek okumadığım roman Kılavuz’a. Roman insan ilişkilerini işlediği gibi anlatı sorunlarını işleyen bir üstkurmaca. Gerçeklik ile düşün sınırları flu bu nedenle.