Fanny

Gölge Konuşuyor:

Alt başlığı, Taşralı Bir Kızın Harikulade Serüvenlerinin Gerçek Hikayesi olarak çevrilmiş. Başka bir kitap olan, John Cleland’ın, Fanny : Bir Zevk Kadının Anıları’na nazire yapılmış. Türkçede ilk defa bin dokuz yüz seksen iki yılında basılmış, oysaki kitabın orjinali sadece iki yıl önce yayınlanmış. Bendeki kitap da seksen iki baskısı. Sanırım başka baskısı olmamış romanın. Oysa ki Erica Jong Uçuş Korkusu adlı romanıyla best sellers olmuş, kitapları birçok dile çevrilmiş yetmişlerde. Ben de Uçuş Korkusu‘ndan aldığım tat ile birlikte, Jong’un Türkçede olan, baskısı olan olmayan tüm kitaplarını toplamaya çalıştım. Şunu söyleyeyim Uçuş Korkusu‘ndan aldığım tadın aynısını Fanny’den de aldım.

Ne var ki sonsözde yazar Fanny’ye yapılan haksız eleştirilere cevap verirken az buçuk savunmaya geçmiş. Mesela Fanny’nin bir on sekizinci yüzyıl kadını olamayacağına dair eleştirilere cevap vermiş. Bu doğru olabilir ama öncesinde kendisi her daim güncel olacak bir karakter yaratmak istediğini söylemiş zaten. Erica Jong’un avukatlığına soyunarak böyle olmasa bile yazarın anakronik bir evren yaratmakta özgür olduğunu söylemem gerekir. Tom Robbins keçi ayaklı Pan’ı yirminci yüzyıla getirirken iyiydi… Bu arada hatırlatalım Erica Jong yine severek okuduğum bir başka Amerikalı yazar Howard Fast’ın oğlu ile evliymiş.

Fanny’ye gelirsek çok özel bir karakter olduğunu söylemeliyim. Karakter altyapısının zayıf olduğuna dair eleştirilere rağmen onu eğlenceli bulduğumu söylemeliyim. Hikayeyi bize Fanny’nin kendisi naklediyor. Bize değil aslında küçük kızı Belinda’ya anlatıyor. Bu sebepten Ah Belinda ile başlayan epey bir başlangıç var romanda. Aklıma bu arada Atıf Yılmaz’ın Ah Belinda adlı filmi geldi. Okuduğum roman filmin isim babası olmasın.

Dediğim gibi eğlenceli biri Fanny. Epey bir vasfı var aslında; cadılık, gangsterlik, orospuluk, annelik, korsanlık. Tüm bu vasıfları elde ederken ki yolculuğu onu bir ermiş havasına sokabilir okurun gözünde. Zamanda ermiş, zamanda hacı veyahut mühtedi. Kolay değil, nereden bir tür çilecilik de var işin içinde.

Fanny’nin tercihleri söz konusu ama çok az seçeneği var. Söz konusu zorunlulukların müsebbibi ise erkekler. Erkeklerin aşkın zevkini tadıp sorumluluk almamaları Fanny’de karşı cinse karşı bir güvensizliğe neden olur. Hele bin yedi yüzlerde on yedi yaşında genç ve güzel bir kızın bekaretini koruması çok önemli. Çünkü iffetsiz ve günahlkar sayılabilirsiniz. Ama işte Fanny’nin şansı yaver gitmez. Üvey babası tarafından iğfal edilir. Ne yapsın Fanny bundan sonra o da oyuna katılır.

Yine de küçük bir zenginliği olması onun güvencesiydi. Taşrada kalmış olmanın bir anlamı yoktu. Hedef Londra’ydı. Üstelik atı da vardı. Bundan sonra onu yolda göreceğiz. Cadı dostları onu bağrına basar. Cadılar dünyasında cinsel olarak eşitliğe inanır. Çünkü cadıların tanrıları bile cinsiyetsizdir. Şeytanları mı desek, belki de karanlıklar prensi dememiz gerekir.Bir sonraki durağı ise Fanny’nin Şen Dostlar denilen haydutlardır. Haydutlar arasında Fanny sosyal adaleti öğrenir. Mesela Şen Dostlar’ın şefi gibi görünen Lancelot’un borç diye bir şey olmadığını, olan şeyin ihtiyaç olduğu ile ilgili sözleri ve buna benzer sözler Fanny üzerinde etkili olur. Tabi bu yuvarlak masa şövalyelerinden olan Lancelot’a hiç benzemiyor. O Lancelot ne kadar erkeksi ise bu Lancelot o kadar efemine. Hatta Jong’un romanı eleştirilirken “yumuşak Lancelot” tanımlaması yapılmış. Bundan dolayı Fanny ile Lancelot’un ilişkisi kardeşçeydi. Fanny’nin erkeği üvey babası Lord Bellars’dır, aynı zamanda da çocuğunun babası. Erkeklerden zaten pek iyi insan çıkmıyor. Çıkmışsa onun erkekliğinden şüphe etmek lazım. Genel ev günleri de erkekleri tanımak için Fanny için fırsattır zaten. Bu arada şunu söyleyelim Fanny orospuluk Fanny için iffetsizlik değildir. Sadece vücudunu sattığına inanıyordur Fanny. Fanny’yi en çok dönüştüren şey nedir diye sorarsanız ne orospuluk, ne cadılık ne de haydutluk veya korsanlık derim; onu en çok dönüştüren  şey anneliktir

Her şeye rağmen Fanny şanssızdır. Önce atını sonra bebeğini çaldırır.  Bebeğini bulmak için gemiye binip okyanusa açılması, sonra geminin korsanlar tarafından ele geçirilmesi ise tam bir macera filmi tadındaydı. Ama korsanlar tanıdıktı. Fanny’nin eski dostlarından başkası değildi, yani şen olanlarıydı.

 

Reklamlar