Soluk Bir An

Gölge Konuşuyor:

Behçet Çelik’in öyküleriyle, romanlarıyla başka türlü bir ilişki kurarım. Onun eserleri benim için arınma kitaplarıdır. Behçet Çelik ile çok özel bir yerde buluştuğumuzu düşünüyorum. Onun kahramanlarıyla kurduğumtara0004 duygu birliğini, başka okurların kurmakta zorlanacağı inancındayım. Bu nedenle, onun eserlerinin fazla beğenilmemesini, az okunmasını normal karşılıyorum. Onun kahramanlarıyla benim kurduğum ilişkiye benzer bir ilişki kuran okurun da en az benim kadar seveceğini düşünüyorum bu eserleri.

Yalnızlık, çekingenlik, huzuru kaçmak, orada olmaması gerektiği hissine kapılmak, kendini yabancı hissetmek, iç sesle ifade etmek, az konuşmak, dalgınlık, uzun süreli tefekkür halleri, dış dünyayı değil kendi varoluşunu dinlemek, aşağılık duygusu, kendini değersiz hissetmek, öğrenilmiş çaresizlik, ısrarcı olamamak, vazgeçmek vb. ruh hallerini ben de Behçet Çelik’in kahramanları gibi sıkça yaşarım.

Tüm bunlara rağmen bu kahramanlar dünyayla ilişkisini hiçbir zaman kesemezler.  Onlar da benim gibi baltaları gömmüşlerdir. Herşeye rağmen pozitiflerdir, sıkıcı değillerdir. Bir şeyleri değiştirme güçlerinin az olduğu inancına rağmen hayattan hiçbir zaman umudunu kesmezler.

Yaygaracı değillerdir. Mesela Taner’in Esra’ya olan duygularını kendisinden başka kimse bilmemektedir.  Eşinin en yakın arkadaşı olan Esra bu durumun farkında mı? Bunu  da tahmin etmekte zorlanıyoruz. Esra’yı pek tanımıyoruz. Yazar, onu kasıtlı olarak tanıtmamış bize. Çünkü yazar Esra’ya ve hikayesine biraz gizem bağşetmek istemiş.

Platonik takılmak bir tercihmiş gibi. Çünkü Esra’nın yanında bile onunla ilgilenme yerine onu düşünme, onu hayal etmeyi tercih eder…

Hikayeyi hayatın rutininden sıkılan bir adamın çıkış arayışı olarak okumamak gerektiği düşüncesindeyim.  Öyle olmasaydı Esra’yı saplantı haline getiremezdi. Arkadaş grubu içinde aslında başka kadınların da ilgisini çekmekte Taner.

Soluk Bir An bir romandan ziyade, bana uzatılmış bir hikaye gibi geldi. Boş yere uzatıldığını söylemek istemiyorum ama keşke bir öykü olarak yazılsaymış. Zaten ben Behçet Çelik’in öykülerini romanlarına tercih ederim…