Sibop

Gölge Konuşuyor:

Daha önce öykülerini okuduğum ne yapmaya çalıştığını anlayabilirim. Denediği şeyi yine denemiş. Zamandan ve mekandan biri anlatıyormuş ya da zaman ve mekanın zihniyeti tarafından yansıtılmış gibi veriliyordu hikaye. Seksenleri, doksanları ve ikibinleri yaşamış biri olarak bugünden o günleri okumak Başar Başarır’ın kaleminden çok keyifliydi. Sibop da keyifli bir roman bence. Ama keşke bu romanı on beş – yirmi yıl sonra yazsaydı Başarır. Ya da bekletseydi zamanı geldiğinde tedavüle soksaydı

Zamanda ve mekanda farklı anlayışların farklı zihniyetlerin olması çok normal. Jack Kerouac’ın yazdıklarının elli-altmış yıl sonra değerli olacağını kimse tahmin etmiyordu. Sokak, avam hayatlarını içeriden biri anlatıyormuş gibi verilmeseydi tutarsızlık boy verecekti, eserleri bugün o kadar beğenilmeyecekti.

İnternet çağında insanlar çok boş konuşuyor. Sibop Orhan da bundan nasibini alıyor. Arada bir, bir iki doğru laf ediyor olsa bile bu çokluk içinde güme gidiyor. “Gidiyo,” “geliyo,” diil” gibi ifadeler günümze aittir ve böyle kullanılmalı. Doğru kullanımı bu ifadelerin yanlış olacaktı. Dolayısıyla bu jargonu bir üst dilin varlığıyla anlatılamaz. Çok tuhaf ifadeler, “resmin tamamını görmek” gibi edebiyattan çok gazeteciliğe daha çok yakıştırılacak ifadelerin kullanılması da kişinin yaşanan süreçte neyin etkisi altında olduğunu da gösteriyor.

Ya da romanda yapıldığı gibi ikisini yan yana koyarsanız. Yine de hikayenin altmışlar ve yetmişlerdeki uzantısını anlatmasına gerek yoktu romancının. Bu başka türlü de hikayeye dahil edebilirdi (sanki çözülecek bir hikaye varmış gibi) ama bu seferde hikaye okur için daha zor hale gelirdi. Belli ki Başarır bu riski almamış. Paralel metinler olarak konulmuş Orhan’ın anlattıklarının arasına.

Eski hikaye bugüne doğru akarken o utangaç, mahçup tiplerin zamanla nasıl yozlaştıklarını ve birbirlerine nasıl düştüklerine şahit oluruz. Bu bakımdan eğer bugün bir çürüme varsa bu tamamen bugüne ait değil. Zenginliğe konan eski tayfanın (işin hukuksal tarafı da anlatılıyordu ama bunu çok anlamaya çalışmıyordum) bunu nasıl paylaşacaklarını bilememeleri ve ortaya çıkan miras nedeniyle gerçek kişiliklerin ortaya çıkması.

Biraz da iyi tarafından bakmak lazım çünkü internet, sosyal medya ve bilişim teknolojileri sınıfsal farklılıkları önemsiz hale geliyordu. Aslı ile Orhan’ın aşkı 2000 öncesi ancak ve ancak bir melodramın parçası olabilirdi. Şimdi sınıf farklılıklarının daha flu olduğunu söyleyemiyoruz ama bir tür etkileşim var, temas var. İlişkilerin evlilikle de sonuçlanması da artık yadırganmıyor…