Büyülü Ada

Gölge Konuşuyor:

En önemli sürpriz yazarla ilgili olandı şüphesiz. Gerald Durrell bir başka İngiliz yazar Lawrence Durrell’ın erkek kardeşiymiş. Bunu kitabı elime almadan bilmiyordum. Üstelik otobiyografik bir roman olduğu için kardeşler romanda boy gösteriyor. Dört kardeşin en büyüğü Lawrence yani Larry, en küçüğü ise Gerald yani Gerry imiş.buyulu-001

Larry hakkında bir kaç kelam edersek, belki de romanın en itici tipi diyebiliriz. Bir tür küstahlık ve bilmişlik ruh haline sahip.  Birinin başarısı karşısında “bunda ne var ki”” gibi ruh haline sahip. Aileye musallat olan yangın sırasında uykusunda uyandırılınca aile fertlerine kızar, “bir yangını niye bu kadar büyütüyorsunuz, yangın söndürme dünyanın en kolay işidir.” Larry böyle işte deyip onunla ilgili bahsi şimdilik kapatalım.

Bunun yanında Gerry sempatimizi kazanıyor her davranışıyla. Romandaki diğer insanlar da yine sempatimizi kazanıyor. İki Yunanlı, biri entelektüel bir doktor, diğeri de bir adalı köylüsü olan Spiro da iyi insanlar şüphesiz. Karakterlerin güzelliği romanı da güzelleştirdiği bir gerçek.

Gerald diğer aile fertlerinden farklı olarak daha fazla kendi dünyasında. Ona yalnız biri diyemeyiz, çünkü Gerry doğadaki tüm canlılara elini uzatıyor. Özellikle hayvanlarla dostluğu dikkat çekici. Farketmiyor börtü böcek, kuşlar, kedi ve köpekler. Hepsi Gerry’nin dostları. Bunun yanında çeşitli koleksiyonları var: kelebek koleksiyonu, böcek koleksiyonu vs. Kentsoylu bir aile olan Durrell’lar evlatlarının bu uğraşlarına yadırgamıyor, destek oluyor.

Gerry’nin iki türlü yaşamı var diyebiliriz. Biri insanlarla, daha  çok ailesiyle olan hayatı. Diğeri de doğayla, hayvanlarla olan hayatı. Şunu söyleyebilriz: Küçük Gerry hayvanlarla daha mutlu. Onun yanında tüm hayvanların bir kimliği, bir kişiliği var. Hepsinin bir ismi var. İsimler ise enteresan: Dodo, Ulysses, Roger, Cicely, Tekgöz Hanım, Aleko; Quasimodo. Hayvanların anlatıldığı bölümlerin daha fazla etkisinde kaldığımı itiraf etmem gerekiyor.  Ailenin köpeği Roger ile Gerry’nin baykuşu Ulysses’in münasebetleri ilgimi epey çekti: “Ulysses usta bir dövüşçü olduğunu anladığı Roger’a karşı epey dostça davranıyordu. Gece yüzmesine gidiyorsak ara sıra bizi varlığıyla onurlandırırdı.  Roger’ın sırtına biner, kara tüylerine sıkı sıkı tutunurdu. Arada bir vuku bulduğu üzere, Roger yolcusunu unutup hızlı koşarsa ya da bir taşın üstünden atlarsa Ulysses’in gözleri alev alev olur, dengesini bulmak için kanatlarını çılgınca çırpar, ben Roger’ı dikkatsizlik ettiği için azarlarken o da gürültüyle ve öfkeyle gagasını tıkırdatırdı…

Bu anlamda ben eğitimci kimliğimle, Gerry’nin ideal bir çocukluk geçirdiğini düşünüyorum. Bir eğitimci olarak darısı bizim çocukların başına dileğinde bulunuyorum.

Durrell’ların çok iyi betimleme ustası olduğunu söylesem abartmış olamam. Ada’nın güzelliği de romanı güzelleştiren etkenlerden, yazarın Ada’yı anlatış biçimi de. Korfu Ege’deki küçük bir Yunan adası. İnsanları ve doğasıyla bize epey tanıdık gelen bir yer.  Gerry Korfu’yu, Larry’nin İskenderiye’yi anlattığı gibi anlatıyor. Şunu itiraf edelim Korfu bize İskenderiye’den daha sıcak geldi. Belki de bu anlatıcıların karakterinden kaynaklanan bir durum. İkisinin yaptığı da değerli bence.

Yazarla ilgili bir not daha: Gerald Durrell hayatı boyunca bir hayvan hakları savunucu olmuş, son bölümde bahsedildiği üzere. Ayrıca yazarın kurduğu vakfın adres bilgileri ve bağış yapılabilecek hesap numarası da mevcut son bölümde…