Uzun Yürüyüş

Gölge Konuşuyor:

Romandan ziyade, Ayhan Geçgin romancılığıyla ilgili kestirmeden bir iki şey söyleyeceğim dilimin döndüğü kadar, becerebildiğim kadar.

Geçgin’in dört romanından beş okuma yaptım. Kronolojik olarak okumam önerildiği için evvelden okuduğum Son Adım’ı ikinci kez okudum. Meraklısı için romanların kronolojik sırası: 1-Kenarda 2-Gençlik Düşü 3-Son Adım 4-Uzun Yürüyüş.

Ayhan Geçgin okumalarının zorluğu olduğu gibi kolaylığı da var. Kolaylığı, tek bir kişi vardır, bu kişinin izlenimleri, hatıraları, düşleri ve eylemleri vardır. Düşünceleri de vardır ama Geçgin bu konuda biraz ketum davranıyor. Zor olan ise bu izlenim, hatıra ve düşlerin bir arada işlenmesi, hikayelerin kronolojik ilerlememesi (zamansallığın yıkılması), bir de boşlukların olması. Boşluk derken sanki bir şeyler atlanmış izlenimi var ve olduğumuz yerde bize söylenenlerden neden orada olduğumuzu çıkarmaya çalışıyoruz. Dağa gelmiş kahraman ama neden ve nasıl geldiğinin cevabını bulmak verilen ipuçları sayesinde biz okurlara kalıyor.

Yürüyen bir adam vardır bütün bu romanlarda. Belli ki bir sıkıntısı var. Özellikle ilk iki romanda adamı takip ederek özellikle geçmişte olduğu söylenen o birikintiyi, o silueti anlamaya çalıştım. Ne var ki, Son Adım ile birlikte adamı takip etme yerine onunla birlikte yürümeye karar verdim. Geçgin alışkanlıklarımı değiştirmeme neden oldu bu sayede. Şu anda o birikintiyi bildiğimi sanıyorum, belki de bilmiyorumdur. Ama önemli değil artık. Önemli olan yol ve düşünce.

Yorumların bazılarında Geçgin’in eserlerinde bütünlüğü bozan şeylerin olduğu söyleniyor. Buna katılamayacağım. Bütünlük tek bir romanın içeriğinde değil sadece, romanlar arasında bile var. Ne yani hikaye Dersim ayağında Kürt meselesine değecek tabi ki. Yani Kastamonu’da geçseydi hikaye ve ayı çıksaydı, ayı hikayenin bütünlüğünü bozacak mıydı? Ayrıca Son iki kitapta var olan savrulan tekme tokatlar ve jop darbeleri sırasında ne politika yapılıyor, Ne propaganda, ne de bir şeyler ajite ediliyor. Bu bölümlerde sadece iki duygu var; vuranların hıncı ile dayak yiyenlerin acısı. Ayhan Geçgin tek bir roman yazmış bence, belki de yarım…

Uzun Yürüyüş, bu serinin en kısa romanı ve beni en çok çarpan eser oldu. İki oturumda hallettim kitabı. Kimilerinin gitmiyor dediği kitap bendeniz tarafından öyle bir sarhoşlukla okundu ki anlatamam…