Belki Bu Defa, Belki Şimdi

Gölge Konuşuyor:

Dokuz öykünün iki üç tanesiyle ilişki kuramadım, kurmakta zorlandım. Bu öyküleri pas geçerek değerlendirmemi yapıyorum. Zaten bir tane bile güzel öykü çıksa bahtıma, kitabı okumaya değer bulur, kârlı bir okuma sayarım. Hem öykülerdeki dikizleme tekniği, hem de fragman tadındaki kitabın sonuna tekabül eden durum öyküleri de bana ilgi çekici geldi. Yalnız bu dikizleyen bazen sadece dikizleme pozisyonunda, kibarca kendisine gözlemci diyelim. Bu gözlemci ana karakter olmasa da, hikayeye bir etkisi olmasa da, olay mahallinde hikayeyi nakledecek pozisyonda.

Bu dikizleme isteğinin gerekçesi de gizlenmiyor: Yalnızlık. Yalnız bir insanın beklenti içinde olması gayet normal. Ama her zaman bu beklenti yok. Dikizlemenin kendisinin çekiciliği söz konusu. Kimi zaman dikizleyen karakter karşı tarafın eylemi ya da durumu ya da yaşantısı üzerine bir etkisi olmasa bile kendine dert ediyor karşıdakiler. Yani bir nötr anlatıcı olarak karşımıza çıkmıyor o vakit dikizleyici. Söz gelimi ilk öykü Aynı Sessizlik‘teki dikizlemeye mahkum edilmiş karakter, karşı tarafın kayıtsızlığı ve hareketsizliğini kendisine dert ediyordu. Batıyordu galiba bu durum.

Aslında bu hareketsizliğin içinde de bir hareket var. Hareketsiz olarak işaret ettiğimiz karakter öyle kaskatı, katatonik vaziyette değil. Evin içinde dolanmaları bile hikayeyi bol aksiyonlu yapabiliyor.. Çevresindeki nesnelerle ilişki kuramazdı bu aksiyon olmasaydı… Betimlemeler ve karakter ile nesnelerin geometrisi anlatılabilir gayet güzelce, anlatılacak bir olay yok ise mesajı var. Yürümenin İki Çeşidi adlı öykü söz konusu aksiyona güzel bir örnek. Ayakları yere basan bir öyküydü bu öykü.

Söz konusu durumlardan dolayı öyküler tuhaf ve sıkıcı gelebilir insanlara. Bir iki tanesi bana sıkıcı geldi. Anlamadığımdandır belki. Bunun yanında birkaç öyküde ben de tuhaflık buldum. Ama alışılmadık bir teknik olduğu için tuhaf değildi. İçerik tuhaf olduğu için tuhaf diyorum. Birtakım tuhaflıkların tuhaflaştırdığı tuhaf bir öyküydü Bir Kapı Açılıyor Sonra Kapanıyor adlı öykü. Bu öyküdeki bebek takıntılı hanımefendi gerçekten tuhaflık yaratıyordu.. Yani yadırgasanız bile kadının durumunu etkilenebiliyorsunuz sonradan. Ciddiyetle yaklaştığı için.

Eksilen birinin yarattığı büyük boşluğun açtığı derin yalnızlık da öykülerde etkileyici bir şekilde veriliyordu. Sözgelimi kitaba adını veren öyküde de bir dönem hayatlarında var olan, fiziksel bir mesafe olmamasına rağmen ulaşamadıkları aile ferdini ailenin diğer fertleri, bu kişi uzaklaştıktan sonra onun varlığının yarattığı boşluğu dolduramıyorlar. Soğukluğu, sadeliği, yalnızlığı, sessizliği aile fertleri açısından da hem bir gizem yaratmış… Yine Odamda Işık Yanıyor’un gizemli balıkçısının diğerkamlılığının temelinde kaybı vardı…

Bu fragman öykülerinin de lezzeti başkaydı. Öyküleşememiş öyküler de diyebiliriz bunlara.  Yollar, sokaklar, birbirine değen hayatlar enstantane olarak beliriyor bu öykülerde olay örgüsü olmaksızın. Yolu her gün kesişip de tanışmamış olanların durumu da gözden kaçmıyor mesela. Karşılaşma adlı öyküdeki böcek kardeşimizin durumu da bu öykü grubu içerisinde değerlendirilecek ayrıksı bir öykü. Bu öyküyü yıllar önce okuduğum tadı damağımda kalan Uzay Kapsülündeki Maymun adlı öykü kitabındaki öykülere benzettim…