Sanki Cennetti Görünen

Gölge Konuşuyor:

Önemli bir kitabı mıdır Sanki Cennette Görünen John Cheever’ın ,bilmiyorum ama yazarın Türkçedeki ilk kitabı. Doksan bir yılı baskısı elimdeki kitap. Ekolojiye karşı duyarlılık geliştirecek önemli bir romanmış gibi görünüyor.

Bir yerde okumuştum Cheever’ın Amerikan gotiğinin önemli yazarlarından biri olduğunu. Gerçekten onun karakterleri ne kadar faydalı işlerle uğraşsalar uğraşsınlar bize sevimli gelmiyorlar. Karakterlere karşı sevgi beslememizi sanki istemiyor yazar. Nötr bir anlatıcı olarak bizle karakterler arasına mesafe koyarken onları eylemleri ile değerlendirmemizi istiyor. Romanın ilk otuz kırk sayfasındaki Lemuel Sears gibi artık hayatının sonbaharındaki maceraperest bir emeklinin çok genç bir hanfendi olan Renee ile olan romantik aşkı bir türlü sizi romanın içine sokmuyor. Romanın kötüleri ortaya çıkınca roman renkleniyor sanki. Salazzo’lar gerçekten nefretinizi kazanmak için her şeyi yapıyor. Özellikle Sammy. O köpeği vurduğu sahne insanın  midesini kaldıran türdendi. Yani adamın çevreyi kirletenlerin adamı olmasından çok bu köpek cinayeti nefretinizi kazanmanızı sağlıyor.

Flaman ressamların resimlerindeki güzelliği hatırlatan hikayenin geçtiği Janice kasabası ile bu güzelliğin bir parçası olan Beasley Gölü, artık eski güzelliğini geride bırakmıştır. Gerçekten romanın iyi karakterlerinde geçmişin hep daha iyi olduğuna dair bir inanç vardı. Çünkü artık bütün renkler kirlenmiş önceliği maviye ve yeşile  vermişlerdir… Bu durumu yazar Toynbee ve Spengler’ın felsefesiyle destekliyor…

Hikayelerin birbirine değdiği noktalar da ilginç, dikkatli, okunmazsa gözden kaçabilecek türden. Sears’ın doldurulan göle olan ilgisi, çevreci Cholsom’un gölü tekrar kazanmak için çabası, Henry ve Betsy Logan çiftinin kayıp bebeklerini bulması Cholsom’un ve yine Betsy Logan ile Maria Salazzo’nun marketteki saç saça başa kavgası, onları tek bir hikayenin parçası haline getirmiş. Yine Sears’ın geçmişteki psikiyatrisi Doktor Palmer’ınkisi de acı bir hikaye gerçekten. Cheever gerçekten acımasızlığını en çok Doktor Palmer’a karşı göstermiş. Onun için tırnak içinde “kızkurusu” ifadesini kullanırken onun trajedisini şöyle ifade ediyor: ‘Kızkurusu’ derken, Doktor Palmer’in ateşli arzularını acımasızca bastırarak bu konudaki duygularını büsbütün şiddetlendirdiğini söylemek istiyorum.”