Tarih Adaları

Gölge Konuşuyor:

Kitapla ilgili yoruma başlamadan önce bir şikayetimi bildirmek istiyorum. Gerçekten  bazı çevrelerin bu arı Türkçe takıntısına anlam veremiyorum ve çok kızıyorum. Bu yüzden bazı yayınevi, çevirmen ve yazarlardan soğumuş durumdayım. Kitap mı okuyoruz yoksa bir dilin kuruluşunu mu izliyoruz. Söz konusu çevreler kendini bu şekilde rahatlatırken olan ben ve Marshall Sahlins gibilere oluyor. Sahlins’in değerli çalışması da, benim okuma zevkim de birilerinin arı Türkçe oluşturma sevdasına kurban ediliyor. Gerçekten gıcık oluyor. Örneğin “kılgı” kelimesini duyunca cinlerim tepeme çıkıyor. “Dizge” için de keza öyle. Çoğu zaman anlamını sözlüklerde bulmakta zorlandığım kelimelerle karşılaşıyorum: “Örnekçe,” “değerge,” “bitişim,” “belirtke,” “izge,” “bölüngü,” bunlardan bazıları sadece. Tamam görgül (deneysel) gibi kelimeler Türkçeye geçmiş ama ben yine de sözlüğe, internete ya da notlarıma başvurmak zorunda kalıyorum.

Aslında çok değerli bir çalışma Sahlins’inkisi. Yöntem olarak özellikle. Zaten antropolojik ve etnolojik bazı çıkarımlardan ziyade yöntem üzerine düşünmüş Sahlins. Kimsenin tezini çürütmek gibi bir derdi de yok. Sadece bazı tezlerdeki eksik yönü belirtmek istemiş. Yapısalcılarla bir derdi yok kısacası. Yapısal antropolojiye karşı tarihsel antropolojiyi savunuyor diyemeyiz. Sadece yapısalcıların tarihi bir araştırma nesnesi olarak görmemelerine hayıflanıyor. Claude Levi-Strauss gibi söz sahibi antropologların insanı çözmek için yapıdan başka bir şeye ihtiyaç yok tezini reddetmiyor ama bunu toplumların dönüşümü sırasında tarihsel unsurların belirleyiciliğiyle güçlendirmeden eksik kalacağını söylüyor. Bunu da Hawaii, Fiji ve Maori yerlilerini inceleyerek gösteriyor.

Levi-Strauss’un Polinezya’sına karşı Sahlins’in elini güçlendiren çok şey var. Örneğin Sahlins’in yerlilerinin soyçizgisi bilinci. Örneğin kitapta kılgı-mythos denilen ve ritüellere (kitapta kuttören) yansımalarına… Kralın ya da Tanrıların kutsiyeti tam olarak çözülemiyor yapıdan kök metaforu bilmiyorsanız. Simgesle eylemin doğasında artsürem ile eşsüremin bireşim halinde olduğunu savını desteklemek için birçok kanıt öne sürülüyor kitapta.

Bu arı Türkçe sevdası olmasa aslında kitap akıp gidecek. Özellikle Kaptan Cook ile ilgili kısımlar eğlenceeli bile olabilir. Bilindiği gibi kaptan Cook, Hawaii yerlileri tarafından misafir ediliyor, şu an adını unuttuğum tanrılarının görünümü altında. Cook’un durumunu da tezini güçlendirmek için kullanıyor Sahlins. Nasıl oluyor da taptıkları Tanrıyı öldürüyor insanlar? Bir kere Cook bu Tanrısallığın gereklerini yerine getiremiyor, çünkü yerlilerin karmaşık inanç sistemine vakıf değil. Aynı zamanda sağlık sorunları baş gösteriyor kusma, mide bulantısı, kaşıntı gibi. Bir de Cook’un şanssızlığı yerliler arasında uzun süredir var olan rahip-reis gerginliğinin tam ortasında bulunuyor. Rahipler Cook’un savunusunu yapabilselerdi belki de Cook daha fazla yaşayacaktı ama yapmadılar.

Bu arada kitap uzun ve faydalı dipnotlar ile zenginleşirken, ek okuma önerileri de sunuyor. Sadece kaynakça değil, kitabın kendisinde ve dipnotlarda referans gösterilen eserler benim için yeni okuma önerileri olacak. Bazılarının Türkçede olması da beni heyecanlandırdı. Bir kaç tanesinin baskısı yok ama önemli değil, bir şekilde edinirim.