Yolcu ve Ayışığı

Gölge Konuşuyor:

Buda’lı kentsoylu bir ailenin çocuğu olan Mihaly’nin yeniyetmeliğinden başlayarak yaşamının bir tür melankoliye dönüşeceğini kimse tahmin edemezdi. Buna bir kaç Peşteli arkadaşının neden olduğunu söylersek yalan olmaz. Özellikle iki Ulpius. Ulpiuslardan erkek olan Tamas’ın vakitsiz ölümü ya da intiharı Mihaly’nin sonraki yaşamına etki edecek ve Mihaly sürekli ölümle arasındaki ilişkiyi irdeleyecektir. Ölüm takıntısının ölme ve öldürülme isteğinin takıntılı bir hale geldiği romanın yazarının da erken yaşta bir Nazi toplama kampında ölmesi manidar.yolcu-001

Romanlar, hikayeler bozuk durumdaki iyileşmeleri işlerler. Ne var ki, bu roman tam tersine bir yönde ilerliyor. Bu bana entropiyi, yani termodinamiğin ikinci yasasını anımsattı: Dışarıdan müdahale olmadıkça belirsizlik giderek artar; her şey eskir, insanlar ölür. Çünkü Mihaly’nin ailesinde hakim olan duygu sevgiymiş. Fakat “kötü”arkadaşlar edinmesi Mihaly’yi başka biri yapacaktır. Çünkü Ulpiuslarda sağlam aile ilişkiler yoktur. Sevgi vardır ancak, sevgiden daha yakıcı nefret vardır. Bu nefret Tamas’ın psikolojisini etkilemiş, ölüm takıntılı biri yapmıştır. Kız kardeşi Eva’ya aşık olması da onu Ses ve Öfke’nin Quentin’in akibetine uğratacaktır.

Roman Mihaly’nin sanrılı bir hayat yaşaması nedeniyle Bulgakov’un Usta ve Margaritta’yı hatırlattı bana yer yer. Kahramanın davranışı nedeniyle kurmacanın fantastik ya da metapsişik hale gelmesi, romanın atmosferini de türünü de etkiliyor, dönüştürüyor. Özellikle romanın sonunda İtalyan işçilerinin kendisini öldürmeye geleceğine olan inancı karısı Elizhabet (Erzsi) tarafından alaya alınır.

Aslında hikaye Mihaly’nin güzeller güzeli Erzsi olan mutlu evliliği ile başlar. Çift balaylarını geçirmek için tren ile İtalya’ya geçecektir. Ne var ki evli çift İtalya’da Mihaly’nin yeniyetmeliği dönemindeki Peşteli tekinsiz arkadaşlarıyla karşılaşacaktır. Yolculukları sırasında Mihaly, Erzsi’ye söz konusu arkadaşlarını anlatmıştır. Ve ikinci gerilimli dönem başlamıştır. Hırsızlığı tescilli Jonas ile Erzsi’ye aşık olan Zoltan’ın kendisini öldüreceğini inanmaya başlar Mihaly. Diğer iki kişiden Erwin ise başka türlü bir yaşam sürüyordur. Bir manastıra kapanmış olan Erwin inziva yaşamı sürmektedir. İnsan düşünmeden edemiyor yine de acaba Tamas’tan etkilenmiş Mihaly, ona özenerek Ewa’ya aşık olabilir mi? Birçok soru romanda cevabını arıyor bu şekilde. Ama yine de roman tamamen kasvetli bir havada değil. Amerikalı arkeoloji öğrencileri ve profesör Ellesey ile muhabbetleri Mihaly için terapi vazifesi görecektir…

İnsanın içini sıkan, acıtan bir roman olsa bile Yolcu ve Ayışığı büyük bir roman. Bilinçdışının yansımaları romanı yer yer sürrealist bir havaya soksa da, okuru sıkacak düzeyde değil…