Çevengur

Gölge Konuşuyor:

Düşünüyorum da benim ruh halime en uygun yönetim biçimi komünizm olmalı. Benim “bireysel” kurtuluşum komünizmdedir. Komünizmde toplumsal adalet esastır, bu benim işime gelen bir şey. Kendim için istiyorum komünizmi kısacası. Komünizm hakkında hiçbir şey bilmeyen aptal ve cahil sürüsü ben bunları söyleyince şöyle bir irkilmiştir. Rahat etmek istediğim için komünizm diyorum. Para pul, fatura ödeme derdi yok. Bununla birlikte bütün ihtiyaçlarım karşılanırsa neden komünizmi seçmeyeyim ki? Emeğimin karşılığı diye bir meselem de kalmayacaktır o zaman.Benim doğduğum yerde komünizmde eşleri ortak kullanma gibi safsatalar vardır. Bre zevzekler komünizme yapılan en büyük eleştiri “arzu” denen şeyi hesaba katmamasıdır derler. Mesela romanda aşka inanmayan kahraman Serbinov’u örnek verebiliriz bu duruma… Haa şunu da söyleyeyim komünizm Tanrı’nın yönetimidir, diğer yönetim biçimleri şeytanındır. Nokta.

Bu benim komünizmim. Tıpkı Andrey Platonov’unkisi gibi şahsa münhasır… Platonov da komünal yaşamı bir kasabadaki yaşamla sabitlemiş. Bu kasaba Çevengur’dur. Kusursuz bir komünist Platonov. Buna rağmen o günkü yani Sovyetler’in ilk zamanlarındaki sözüm ona komünist olduğunu söyleyen iktidarla anlaşamamasını bu bakımdan anlamak lazım. Çevengur’da özel mülkiyet yok diyemeyiz ama kullanım değeri (ihtiyaç kadar kullanımı esas alan Marx’ın değer teorisinde ortaya attığı kavram, diğeri değişim değeri) faaliyette. Çevengurdakiler sadece temel ihtiyaçlarını karşılamıyor, çevresini güzelleştirip eğlenmeye de kalkışıyorlar. En idealize yaşamı da bölgenin Çingeneleri yaşamakta.

Şunu kabul edelim Rus Devrimi’nin inşa edildiği 1917 tarihindeki Rus toplumuna baktığımızda insanların çoğunun köylü olduğunu, fakir ve cahil olduğunu görüyoruz. Marx onlar için bir şeyler yazmış mı belli değil. Hatta soruyorlar, Marx balık tutan adamlar ile ilgili bir şeyler yazmış mı, diye. Ama o gün iktidari ele alan Bolşevikler toplumun bu yapısını dikkate almayıp tamamen kitabi davranmışlar. Ama buna rağmen yokluk içindeki insanların birçoğuna komünizm umut kaynağı olmuştur. Fakir insanların çoğu heyecan içinde mücadeleye dahil olmuşlardır…

Platonov’u Çukur romanıyla tanımıştım yaklaşık üç yıl önce. Finali Çevengur ile yapmış oldum.Bu arada yazarın Türkçedeki altı eserini de okumuş oldum. Gerçekten önemli bir yazar Platonov. Klasik Rus varoluşçuluğunun son temsilcilerinden. Maalesef Türk yayın dünyası bize bu derece önemli bir yazarı geç tanıştırdı. Hoş, adam memleketinde bile yasaklıymış uzun bir süre. Evet Platonov birçok sosyalist ya da komünist edebiyatçı gibi belli bir misyonla yazmamış. Kendi tarzını yaratmış ve sürdürmüştür. Yerine göre eleştiri, yerine göre de övgü vardır o günkü anlayışa. Ama eleştiri o günkü Sovyetler Birliği’nde kabul edilebilir bir şey değil. Oportünistlik, karşıdevrimcilik sayılıyordu.

Nasıl bir tarz olduğunu yazarın bu sayfalardaki Mutlu Moskova adlı eserini okurken bahsetmiştim. Rus varoluşçuluğunun özgün bir temsilcisi olduğunu söylemiştim. Çevengur özelinde yazarın çok ince bir mizah duygusu olduğunu ekleyelim. Zaten bu da okunmayı zevkli hale getiren bir durum. Mesela Şasa’nın babasının ölümü bile komikti. Yine insanlar yerine makinelerle dostluk kuran Zahar Pavloviç’in varlığı romanın grotesk yönünün de var olduğunu gösteriyor.