Sem

Gölge Konuşuyor:

Çok konuşmak istemiyorum kitap hakkında aslında. Kimsenin kalbini kırmak istemem ama emeğim, zamañım ve param gidiyor. Bu nedenle de  bazı şeyleri söylemeyi kendimde hak görüyorum. Hakkında güzel şeyler duyduğum böyle bazı kitapları ediniyorum çoğu zaman, okuma zevkimi tatmin etsin diye. Fena bir başlangıç da yok değildi. Hafif çiğlik vardı ama hikaye akıyordu. Ne var ki, kitaptaki özensizlik bir kaç sayfa ilerleyince kendini belli etmeye başladı. Bozuk cümleler, anlam kaymaları, yersiz benzetmeler, aşırı ve zorlama imgeler… Tutarsızlıklar, bütünü bozan parçalar…

Hata arayan biri değilimdir. bazı küçük hataları tolere edebilirim, insanlık halidir çünkü. Ne var ki, sözünü ettiğim engeller çoğalınca akış bozuluyor . Ben de ya üstünkörü okumaya devam ediyor ya da hata bulma sevdalısı gibi oluyorum. Alakarga sıkça ve beğeniyle takip ettiğim bir yayınevi. Böyle özensiz işler gerçekten onlara olan güveni sarsar. Böyle bir metnin yayınlanması hem yayınevi hem de edebiyat için talihsizlik bu bakımdan.

Bu arada içerikle ilgili iyi taraflar vardı. Mesela ilk öykülerde var olan tekinsiz durumun ve şiddet eğiliminin müsebbibi erkek iktidarı olarak verilmesi başarılı olmuş. Mekanların ve karakterlerin ortaklığı da öykülere bir miktar özgünlük katmış. Ne var ki, yukarıda sözünü ettiğim sıkıntılı durumlar okuma engeli işlevi gördü. İşte bu engellerden bir kaçı:

“Çocuk parkını arkanıza aldığınızda karşınıza çıkan ilk sokakta, çok yakında kentsel dönüşüme uğrayıp yıkılacak beş katlı bir apartman dairesi vardır.”

“Anlamla veremediği bir his sanki tüm varlığını bıçak gibi oyuyor, bir şeylerin değiştiğini, mukavemet duygusunun katlandığını tarifsiz bir kıpırtıyla hissediyordu.”

“Radyodaki TRT ağızlı spikerin sorduğu soru, çaydanlığın fokurtusuyla birleşmiş, kafasının içinde güreşiyordu.”

“Halil Karanlık, absürd komedilerin kahramanlarını andıran şaşkın ifadesinden bir türlü sıyrılamayan, o yumurta gibi suratını o gün, Koca Sinan’daki emlakçıda dağıttırdı.”

“Neden, çünkü biz Özal dönemi çocuklarıyız, editörleri filan aşıp en tepedeki yetkiliye ulaşmak kanımıza zerk edilmiş.”

“Küçükçekmeceliyim ben. İstanbul’un göl kıyısında büyümek, buradan beslenip burada aşık, burada direngen olmak diye bir şey var çünkü göl kıyısı ayrıksı bölgedir İstanbul’da.”

“Sanki karanlığı ikiye katlayıp arasına lavanta kokuları saklayıp annemizin sandığını kaldırmışız da bugün onları havalandırmak için şahane bir gün gibi.”