Sosyalizmin Alfabesi

Gölge Konuşuyor:

Leo Huberman, sosyalizmi, Amerikan halkına bir çocuğa anlatır gibi anlatmış. Huberman dersi nasıl işleyeceği konusunda epey kafa yormuş, benim de  bazen hazır bulunmuşluk ve algı sorunları olan öğrencilerime o an işlediğimiz dersi  daha iyi nasıl anlatırım konusunda kafa yormam gibi. Yine de sosyalizmin alfabesiHuberman’ın işi zormuş. Çünkü  Amerikalılar’ın sosyalizmle ilgili bildikleri tek şey onun zararlı bir şey oluşu. Değer teorisi konusundaki temel kavramlardan başlamış, kapitalizmin ne menem bişey olduğuyla devam etmiş, sosyalizm ile bitirmiş. Huberman’ın temel kavramları özetlemesi nefis. Sırf bunun için kitap okunabilir…

Ancak Amerikalılar Huberman’ın kitabını ne derece okudular bilmem, pek okuduklarını sanmam, ama benim önereceğim ilk kitap bu konuda her zamanki gibi Komünist Manifesto olurdu. Sanırım Huberman kitabını yazdığında Sovyetler Birliği varmış. Kitabında Huberman’ın  kapitalizmin sonunun geldiği düşüncesi bana biraz romantik geldi. Gerçi devrim için bir miktar romantizme ihtiyaç var ama, ne zaman söylemişse söylemiş bence fazla iyimser bir düşünce bu. Yine Huberman’ın kitabında katılmadığım noktalardan biri de, sosyalizmin kalkınmacı bir kimliğinin olması gerektiğini düşünmesidir. Buradan da anlaşılıyor ki Huberman, Sovyet sosyalizmini olması gereken sosyalizm olarak düşünmüş…

Kitabın Sayfalarından:

Halkın büyük bir kısmı, satın almak ister ama parası yoktur. Zengin azınlığın ise, parası, harcamakla bitmeyecek kadar çoktur.

Sanayi, dev adımlarla büyür; ama tüketicinin satın alma gücü, kaplumbağa hızıyla ilerler.

Yığın üretimi sorunu çözülmüştür, ama üretilen malların yığın halinde satışı sorunu çözümlenememiştir.

İşçilerin gereksinmelerini karşılayacak mallar için pazar vardır; ama işçilerin gereksindikleri malları satın alma güçleri açısından böyle bir pazar yoktur.

Bunun sonucu, sistemde, bizim bunalım ve depresyon dediğimiz dönemsel çöküşlerdir.

Kâr sağlamak için, kapitalist, işçilerine olabildiğince az ödeme yapmak zorundadır. Ürünlerini satmak için, kapitalist, işçilerine olabildiğince çok ödeme yapmak zorundadır.
İkisini birden yapamaz.

Düşük ücret yüksek kâr sağlar, ama aynı zamanda mal talebini azalttığı için kârı olanaksız hale getirir.

Çözümlenemez bir çelişki.

Kapitalist sistem çerçevesi içinde çıkar yol yoktur. Depresyon kaçınılmazdır.
1929 bunalımından sonra, Birleşik Devletlerdin, kapitalizmin hâlâ genişleyebileceği dönemi, ebediyen ardında bıraktığı izlenimi doğdu. Artık genişlemeye değil, daralmayı asgarî çizgide tutmaya çalışılacaktı.

Halk iş istiyordu, iş bulma olanağı azdı. Tanınmış ingiliz iktisatçısı J. M. Keynes’e göre, “Eldeki kanıtlar, tam veya hatta tama yaklaşan istihdamın ender görülen ve kısa süreli bir durum olduğunu gösteriyordu.”

Gene de kapitalist sistemin iş sağlayabileceği yalnız tek yol vardı. Kapitalizmi kötürümleştiren kusurların, yani düşük tüketim ve aşırı üretimin giderilebileceği tek yol vardı. Tepede sallanan aşırı üretim korkusundan kurtulmanın, üretilen her şeyi kârla satabilmenin tek yolu vardı.

Kapitalizmin öldürücü hastalığı olan bunalım ve depresyonu tedavi etmenin tek yolu vardı: SAVAŞ.

1929’dan sonra, kapitalist sistemin, insanlara tam istihdam, malzeme, makine ve para sağlamak için, ancak bir savaş hazırlığı ve girişimi ile, işlemesine devam edebileceği görüldü. (sf. 22-23)