Gece Kelebekleri

Gölge Konuşuyor:

Bir şeyi daha iyi anlamak için onu sınıflandırma ihtiyacı duyarız çoğu kere. Kafamız böyle çalışıyor çünkü. Batı felsefesi ve bilimi bize böyle bir düşünme tarzı bahşetmiş. Bu tamamen kötü bir şey değil, ama bizi sınırlayan bir şey. Bağlamdan, ilişkiden ziyade sınıflandırarak anlamaya çalışmak algımızın önünde engel sayılabilir zaman zaman, yer yer… Eseri eserle karşılaştırıp benzer ve farklı unsurların envanterini çıkarmaya çalışıyoruz.

Şimdi bu kitaptakiler nedir. Şiir değil; yer yer şiirsel biçimler kullanılmış ama bu eserin tümüne dağılmamış. Öykü dersen öykü değil. Durum öyküsü diyebileceğimiz anlatılar var ama. Genel olarak bir anlatının içine sokmamız zor, çünkü kimi yazılarda kurgu olmadığına dair unsurlar var. Aforizma, fragman ve kıssa sayılabilcek yazılar da var ama kitap daha ziyade ortaya karışık tarzında.

Doğan Yarıcı’nın iyi bir öykücü olduğuyla ilgili duyumlarım var ama ben kendimi henüz onun, o bahsedilen öykü dünyasını keşfettim sayamıyorum. Görece önemsiz bir eserini okumuş oldum. Ama yine dikkate değer bir çok sayfa vardı kitapta. Sayfa diyorum gerçekten bu kitabın sayfa sayfa değerlendirilmesi lazım, yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı.

Kaçış, yalnızlık, ölüm, aidiyet, korkular, uyumsuzluklar, merak, inançlar… Kitapta etiketlenebilecek başlıklardan birkaçı sadece. Bu bazen düz, bazen de örtük ifadelerle veriliyor. Özellikle bir ya da bir kaç satırlık sayfalarda bu örtük tavrı tespit edebiliriz.