Kesinti

Gölge Konuşuyor:

Sekiz yıldır bu blogta beğeneyim beğenmiyeyim okuduğum her kitapla ilgili iyi ya da kötü söyleyecek lafım oldu. Anlamakta zorluk çektiğimde söyleyecek şeylerim fazla olmuyor. Kesinti de öyle bir roman oldu. Oysa ki, seçilen her kitap, okunmadan uzun soruşturmalardan geçirilirdi. Ama oluyor işte böyle bazen. Romanın yazarı Christa Wolf, çevirmeni Turgay Kurultay olunca hata yapma ihtimaliniz fazlalaşıyor. Christa Wolf yirminci yüzyıl en iyi Alman yazarları arasında sayılırken, Turgay Kurultay’ı ünlü Direnmenin Estetiği’nin çevirmeni olarak hatırlıyoruz.

Romanda küçük adacıklar var: Kardeşin beyin ameliyatı, savaş anıları, bahçe uğraşı ve Çernobil Faciası. Hikayeniz 86 Nisan’ında cereyan ediyorsa mutlaka Çernobil Faciasına dokunuyordur. Duyarlı ve yaşamı savunan her insan etkilenmiştir söz konusu felaketten, kilometrelerce ötede olsa bile patlama. Bu bakımdan bu dönemde yazılmış hiçbir öyküde Çernobil eğreti durmaz. Ama bir şekilde de hikayenize yedirmeniz gerekir bunu.

Endişe hakimdir, hatırlanılmak istenmeyen geçmiş de var, bir de bunun üstüne radyoaktif serpinti. Yazar aslında roman yaratmaktan ziyade bu adacıklardan kendine bir düşünce dünyası yaratmış, yaratmak istemiş. Örneğin beyin ameliyatı sırasında vücut dinamiği üzerinde kafa yorar. Kahramanımızın biyolojiye vakıf olduğunu da anlıyoruz buradan.

Bu durumda hikaye ister istemez bir savaş karşıtı ve çevreci bir kimliğe bürünüyor, ne va ki, bir noktadan sonra roman kurmaca bir metinden ziyade düşünsel denemelere dönüşüyor. Ne var ki, konuşan karakter duygularını açıkça belli ediyor, birilerine çatıyordur. Misal yetmişlerdeki nükleer karşıtlarına yapılan küçümseyici eleştiriler gibi…