Kaçak Atlar : Bereket Denizi 2

Gölge Konuşuyor:

Dizinin ikinci kitabında yirmi yıl sonrasına, yani 1932’ye gidiyoruz. Romanı klasik serim-düğüm-çözüm kategorizasyonuna uyuyor. Bu bakımdan 447 sayfanın ilk yüz yirmi sayfasını giriş (serim) kısmı olarak kabul edelim. Bu bölümü de kendi arasında ikiye ayırabiliriz, karakter analizi ve ülkenin tarihsel gerçeği. Ülkenin kırk elli sayfalık tarihsel kesiti benim gibi Japon tarihi ve coğrafyasına uzak olan biri için sıkıcı. Keşke buralar biraz daha özet geçilip, Japon tarihini bilmeyen her ölümlünün anlayabileceği şekilde verilseydi. Bir romanı okurken de kalkıp ansiklopedilere ve tarih kitaplarına bakma konusunda tembel ve isteksiz davranabilirim çünkü

Sadece tarih değil bu bölümde ülkesinin geleceği konusunda misyonu olan insanların tahayyülleri de ülkenin şekillenmesinde etkili. Aslında egemen olan üç klik var: Kapitalizm, komünizm ve nilüfer. Kapitalizm ve komünizmi herkes biliyor ama nilüfer konusunda kafaları karışık insanlar vardır. Nilüfer çiçeği tüm Asya toplumlarının sembolüdür ve saflığı temsil eder. Daha ziyade kirli, bataklık alanlarda yetişen göz alıcı bir çiçek olduğu için, saf olmayan bir ruhdan çıkan saf ruhu temsil eder. Dolayısıyla dışarıdan bir anlayışın ülke gerçekliğini dejenere edici olduğunu düşünenlerin ruhudur bu. Gelenek ve imparatorluk yanlılarının bayrağıdır bu anlamda nilüfer.

Dolayısıyla, on dokuz yaşındaki İsao İinuma’nın başını çektiği kliğin amacı imparatorluk töresine sızan yıkıcı Batı değerlerini kovma. İşte çok iyi bir romancı olarak düşündüğüm Mişima ile çatıştığım noktalardan birisi burası. Japonya’nın ne derece emperyalist olduğunu, teknolojiyi (buharlı gemileri) elde ettikten sonraki yayılmacılıklarına bakarak söyleyebiliriz. Şöyle bir itiraz olabilir, bu istilacılığın daha ziyade Batılılaşma yanlısı Meiji hareketinden sonra gerçekleştiği söylenebilir. Ne var ki, Japonların ne kadar acımasız olduğuna dair çok hikaye dinledik.

Özellikle düğüm bölümüyle birlikte romanın heyecan katsıyısı neredeyse on katına çıkar. Aslında bu ikinci romanda Mişima karakterlerin, Honda hariç, ruh halleri üzerinde çok durmamış sadece özel yaşamlarından bazı enstantaneler vermiştir. Ruh hallerini daha ziyade diyaloglardan anlıyoruz. Buna rağmen İsao’nun aşk yaşamının baht dönüşüne yol açması da şaşırtıcı. Kaçak atların bu bakımdan kalkışmacıları ele vermesi de ihtimal dahilinde. Çözüm bölümündeki mutedil mahkeme sahneleri de Fowles’ın Yaratık’ndaki sahnelerinin yanında güdük kalırken siyasal değil hukuksal bir düzeyde ilerliyor.

Birinci kitaptaki Kiyoaki ile bu bu kitaptaki İsao zamanın ruhunu yakalamakta sıkıntılı karakterler. Her iki romanda da ikinci plandaki Honda “insan iradesiyle tarih arasında” denge kuran karakterdi. Oysa ki Budizm ve Krama felsefeleri iyi anlaşılırsa böyle bir ikilemde kalmaya gerek yok. Bu felsefelerdeki yeniden doğuş başka bir deyişle samsara durumlarını  çözmüş olan Honda da bir ölümlü, arkadaşlarını ve temsil ettikleri dünyalarını kurtarmaya gücü yeter mi bilinmez.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s