Kar Beyrut Kar

Gölge Konuşuyor:

Bu blogun geleceği hakkında çok umutlu konuşmak istemem. Kitaplar hakkında bu kadar konuşmak doğru mu? Bunu zaman zaman sorguluyorum. Konuşunca sofistike ediyorum muyum diye düşünmeden edemiyorum. Konuşmayınca da olmuyor. Sırf alıntı olan kitap bloglar var ama o bloglarda da hoşuma gitmeyen tarafı blogger’ın kitabı deşifre eden bölümler yerine aforizmavari sözler tercih etmeleri. Ben de bir Youtube videosu ile alıntının nasıl olması gerektiğiyle ilgili yapabilirim şimdi burada.

Kar Beyrut Kar adlı sevimli, hoş güzel ve özel kitabı kelimelerimle kirletmek istemem. Bir öykü kitabı ama her öyküde onlarca öykü var gibi. Bu bakımdan kitapla ilgili bütünlük kurma isteğinin başarısız olma riski çok fazla. Burada konuşan, emek veren kişinin de hayal kırıklığı düşünülenden fazla olur böyle durumlarda. Çünkü 150 sayfalık Kar Beyrut Kar’da parçaların tek başına anlattığı, tüm parçalardan oluşturulan bütüne oranı en yüksek kitap olma olasılığında birinci sırada yer alabilir. “Anadolu, yalnız bir ana döldür.” cümlesinin çağrışımlarını, göndermelerini düşündüğümüzde, bu ve benzeri cümlelerin dilbilim ve felsefe açısından incelenebilir olduğu görülecek. Ya da şuna bakın, “Keder hastalıktır. Ne yazık ki hiç bulaşıcı değildir.”

Tesadüf eseri ekşi sözlükte başka bir şeyi ararken yeniden karşıma çıkan bu kitabı 2006’da kütüphaneme eklemişim. Para vererek aldığım bir kitap değil. Cumhuriyet Gazetesi’nin armağanlı pazar bulmacasından elde ettiğim bir kitaptı. Referansları olmayan bir kitabın kütüphanede zamanla unutulması benim için alışıldık bir şey. Mavi Neşe Gölcük kimdir bilmem. Şimdi ben ona referans olabilirim işte, güçlü bir kalem olduğu noktasında.

Kullandığı teknik açısından bir süre önce okuduğum Hüznün Fiziği adlı romana benzettim. Mavi Neşe’nin de Gospodinov gibi ruhunda şairlik var. “Ah sevinç gel gel gel. Ak saçlarımız, kuru göğsümüz, kırış ellerimiz, dökük dişlerimizle güleceğiz neşenin şefkatli kollarında,” Bunun yanında yazarın ellili yıllardaki öykücüler gibi dili deforme edip yeniden kurma faaliyetleri olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan Feyyaz Kayacan’a çok benzettim. “Düzen düzdür, düzer.” “Esma acılaşmıştı.” “Bizi bize kusturmaktadır.” “Düzücülük meşru, aksi akılsızlık değil midir.”

Erkek dünyasına kimi zaman sert, kırıcı, kimi zaman da alaycı müstehzi bakışlar vardır. Kadınlık ve bilgelik eşitlenmiştir bu bakımdan. Ahlak makineleri, ahlak kurucuları da çoğunlukla hicvedilir. Daha fazla duvarı olan bir yerde olduğumuzla ilgili çok güzel ve matrak şeyler söyleniyor. “Hüzünlü bir ilişkimiz var artık,” derken ilişkinin imkansızlığına gönderme vardır. Neyse çok konuştum yine…. Bitmedi kesiyorum….https://www.youtube.com/watch?v=-HVmzZACbkw&t=164s

 

Kar Beyrut Kar” üzerine 2 yorum

  1. Okumak ile seyretmek arasında bir seçim yapacak olursam kesinlikle okumayı seçerim. Bu nedenle blog yazılarını YouTube videosuna tercih ediyorum. Gölge kalemiyle konuşmaya devam etsin diyorum …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s