Son Kuşlar

Gölge Konuşuyor:

Sait Faik bu eserini hangi ara yazdı bilmiyorum ama onu ilk defa bu kadar umutsuz gördüm. Ondaki hoşnutsuzluğun temelinde de içinde, derinlere kök salmış eksilme duygusu olsa gerek. Kitabın sonundaki Bedri Rahmi’nin Sait’ten Hatıralar bölümünde de görüldüğü gibi dünyada ve edebiyat sahasında olup bitenlere kayıtsızlığı ve sorulan sorulara karşı aksiliği açık seçik görülüyordu.

Bunları dedikten sonra biyografisine baktığımda 54’te ölen Sait Faik’in bu eserini 52’de yazdığını öğrendim ve öykülerin içeriğinden Sait’in insanlığa, yapıya, kurumlara karşı hoşnutsuzluğunu anlamaya çalıştım. Daha ilk öykü Son Kuşlar’da yeşilliklerin son bulduğunu artık göçmen kuşların gelmediğini öğreniyoruz. Son Kuşlar nispeten sembolik bir içerik barındırsa da sonraki öykülerde Sait’in asıl üzüntüsünü fark ediyoruz. Son öykü Dondurmacının Çırağı‘nda öykünün kahramanının artık dostluğun rafa kaldırdığı zamanlarda güç bela kurduğu dostluğun nesnesi olan çırak Todori’nin Yunanistan’a dönüp bir daha dönmemiş olmasından daha iyi anlıyoruz yazarın ruh halini. Bu öyküden insanlığa musallat olan şeyin insanların birbirlerine karşı olan güvensizliği ve buna bağlı olarak yaşadıkları duygu yitimi olduğunu söyleyebiliriz. Yeni durumlara ayak uyduramama konusunda Yaşayacak adlı öyküde görüldüğü gibi geleneğin insanların yeni durumlara uyum sağlama konusunda bir engel olduğunu söylüyor olsak bile hem Yaşayacak hem Radyoaktivite Röportajı adlı hikayede, hem de başka hikayelerde görüldüğü gibi insanlar suyuna, toprağına yabancılaştırılıyor. Yine de yanlış anlaşılmak istemiyorum çünkü öykülerin çoğu bu kasvetli havadan azade.

Deniz, ada ve balıkçıların Sait Faik hikayeceliğinde önemli bir yeri vardır. Bedri Rahmi gibi insanlarla dostluklar kurmuş olsa da Sait Faik’in asıl zaman geçirdiği insanlar, balıkçılar, meyhaneciler gibi halktan insanlardır.  Sait’in insana olan aşkını Gün Ola Harman Ola‘daki Sandıkçı Mercan Usta’ya duyduğu güçlü duygulardan net bir şekilde okuyabiliriz. Yine duvarcılık sanatındaki hüneriyle, ülseriyle, Maksim Gorki bıyıklarıyla Barba Antimos ile dostluk bunun başka örneği. Rum balıkçılar ve Rum meyhaneciler, kısacası barbalar onun en önemli dostlarıdır. Onların sert mizaçlı yapılarının ardındaki sevgi dolu kalplerini de parlatır Sait. Onlarla olan ortak yaşamın cümbüşü, zenginliği okur için de büyük bir şölendir. Çoğu zaman koşullar zor ve çetin olsa da buradaki resimler insanı en çok etkileyenlerdir. Istakozların kokmuş keçi kellesi ile beslendiğini böylece öğreniyorsunuz. Ayrıca da Sait Faik’in yaşamında küçük şeylerin daha kıymetli olduğunu görürüz. Sait asıl büyüklüğü küçük şeylere bağışlar. Sait Faik’teki dil lezzeti, onun okunmasını sağlayan öykülerinin üstünlüğü de buralardaki dil zenginliğinden gelir. Bu “ada” mefhumu konusunda da artık bir şeyler yapmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Edebiyatta Ada halihazırda okunmayı bekleyen kitaplardan biri.

Son Kuşlar’da Sait Faik’in daha önce dikkatimden kaçmamış ise başka bir yönüne şahit oldum buradaki öykülerde. Bu yön onun öykülerinin üst-kurmaca yönünün olması. Örneğin Balıkçısını Bulan Usta adlı öykünün başkişisi Sait Faik’tir. Bu öyküde her şey sisli havada denize oltayı atan Sait Faik’in kafasındadır. Beklerken Sait Faik’in öyküsünü nasıl kurduğuna da şahit oluyoruz. Yine ada mefhumunu işlendiği ve adaya dülger balığının eşlik ettiği Haritada Bir Nokta’da Sait Faik öykülerine iliştirdiği bazı ayrıntılardan bahseder. Kırlangıcın Yuvasındaki Kadın‘da da Sait Faik bıkkınlığını ve hoşnutsuzluğunu dile getirdikten sonra “kırlangıcın yuvasındaki kadın” gibi eğreti bir durumu özgür yaratımın olanaklarına sığınarak verir.

54’te ölen Sait Faik’ten birkaç yıl sonra 6-7 Eylül olaylarının gerçekleştiğini düşündükten sonra 48 yaşında ölen öykücünün ölümünün erken ölüm olmadığını düşündüm. Kahrından öleceğine eceliyle ölmesi daha iyi… Kimse kusura bakmasın Venezis’i okuduktan sonra, Sait Faik’ten aldığım destekle Anadolu’nun kadim halkı olan Rumların bu topraklara daha çok yakıştığını söylemem gerekiyor. Bu kitaptaki Türk Ülkesi adlı öyküde de görüldüğü gibi kalanlar daha eğreti görünüyor söz konusu topraklarda…

Son Kuşlar” üzerine 2 yorum

  1. Mükemmel bir Sait Faik portresiyle birlikte çok etkileyici bir yorum. Son paragrafın altına ben de imzamı koyuyorum. Eline sağlık sevgili Gölge.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s