Felsefenin Tesellisi

Gölge Konuşuyor:

Referansları olan bir metindi ancak beni okumam için zorlayan etkilendiğim bir romancının en çok etkileyen yapıt olması. Ünlü Alıklar Birliği romanının yazarı John Kennedy Toole’un baş ucu kitabıymış Felsefenin Tesellisi. Bir felsefe metni her zaman zordur ama eğer iyi bir Türkçesi varsa o derece korkutucu değildir. Bu bakımdan Çiğdem Dürüşken çevirileri bu alandaki korkuları fazlasıyla azaltan türden. Dürüşken’in önsözüyle başlayan kitap filozofun uzun biyografisiyle devam ediyor. Çiğdem Dürüşken’in en büyük desteği bu söz konusu eklerden sonraki kitabın özeti ile dipnot yerine geçen kitabın sonundaki “Notlar” kısmıydı. En sonundaki “Dizin” ise benim buradaki yorumum için kolaylık sağlayacağını umuyorum. Dört yüz sayfa olması kimseyi korkutmasın kitabın orjinali de verilmiş isteyene ve meraklılarına. İllahi Latincesini okuyacağım diyene de hizmet veriliyor. Küçük bir hesap yaptığımda da orjinalini okumamanız durumunda sayfa sayısı 398’den 239’a düşüyor. Ayrıca da yapıtı hem felsefe hem de şiir kategorisinde değerlendireceğiz bölüm sonuna iliştirilen şiirlerden dolayı. Mitolojiden ve felsefeden destek alan şiirleri de çok başarılı bulduğumu söylemeliyim. Esin perilerine karşı düşmanca bir tutum sergiliyor olsa da periler onun peşini bırakmaz… İşin bir de kurmaca tadı bırakan tarafı var ki, o da Boethius’un zindana düşmeden önceki hali ve filozofun önemli bir görevdeyken nasıl zindana mahkum edildiğinin hikayesini de dinleyeceğiz. İhanet etmekle suçlanan Boethius’un nasıl ihanete uğradığına kulak vereceğiz.

Boethius’un felsefeyle tanışıklığı zindan hayatıyla başlıyor sanki. Felsefe diye biri ziyaret ediyor filozofu. Biz, onun felsefeyi kendi kendine keşfetmesini -her ne kadar felsefe bir akıl yürütme macerası olsa da-  kalbine düşen bir şeymiş gibi algılıyoruz. Yaralı ruhunu felsefe ile onarıyor filozof. Dolayısıyla bu konuşmalar filozofun iç sesiyle olan konuşmalarıdır.

Çok başlık var ama biz Dürüşken’in zikrettiği tanrısal öngörü, kader ve özgür irade üç başlığı esas alacağız buradaki sohbetimizde. 5 kitaplık yapıtın birincisinde mutluluğu bulma hikayesi kader ile ilişkilendirilir. Kader-mutluluk diyalektiği karşıtlıklar barındırdığı gibi işbirliğine de zemin yaratmakta. Kadere inanmakla birlikte Boethius insanın mutluluğu kaderin efendiliğini kabulünden değil kendi benliğinde yakalayacağını düşünür. Felsefeyi kendine kalkan yapmış olan Boethius  servete, bedensel hazlara, şöhrete, iktidar hırsına, asalete de savaş açar. En iyi yüce iyiyi kendine bayrak yapmış Boethius, En yüce iyi Tanrı’dır… Felsefe ile olan sohbeti sokratik ilerlemekte. Dolayısıyla insana bahşedilen özgür irade bir ispatlanır, bir çürütülür… Ona göre iyiler hep kazanacaktır, çünkü kötülük hiçliktir. Kötülerin kötülüklerinin kaynağında ise mutsuzluk ve güçsüzlükleri vardır. Tam mutlululuğun da insanın kendi kendine yetmesiyle mümkün olduğunu açıklarken Tanrısal iyilikten pay alan insanın ancak doğal dünyanın bir parçası olması durumundaki teslimiyetçi duruşuyla mutluluğu yakalayacağına inanmakta. Şansı da amaca yönelik iradelerin eylemlerin birleşmesiyle gerçekleştiğini hatırlatır.

Tanrısal öngürü-kader diyalektiğinde hem kadere inanmayanlara hem de kör bir şekilde inanlara mesaj vardır sanki. Her iki grubun da zihninde şüpheler yaratır filozof. Beşinci ve son kitap söz konusu diyalektik üzerine akıl yürütmelerle ilerlerken felsefi yöntem ve insanın kavrayış, algılayış biçimin yeterliliği üzerine konuşulur. Özgür İrade’nin insanda var olduğu savıyla söz konusu iradenin bilgi edinme yolları masaya yatırılmış. Duyular, imgelem, akıl ve zekanın rolü üzerine konuşulur. Tüm bu donanıma rağmen anlama gücüne sahip olmayan bir ölümlüdür insan. Sonradan tanrısal öngörünün aslında tanrısal bilme olduğunu açıklayan Felsefe, önceden bilme nedeniyle, olan şeylerin zorunlu bir şekilde var olması durumunda erdem ve kötülüğün de olamayacağı fikri ortaya atılır.

 

 

 

Felsefenin Tesellisi” üzerine 2 yorum

  1. Çok iyi bir yorum-özet olmuş, ancak Boethius’a hiç katılmıyorum, diyor ki ; “iyiler hep kazanacaktır, çünkü kötülük hiçliktir” . Bu devirde ne naif ve havada asılı duran bir düşünce…
    Kalemine sağlık Sn Gölge.

    • Doğru ama, Boethius, mal mülk, para, şan, şöhret, mevkiyi kazanç olarak değerlendirmiyor. Boethius’a göre bunlar hiçbir şeydir. Kazanmak demek Boethius için kişiyi “en yüce iyi”nin saflarında kendine hatırı sayılır bir yer açan erdemli davranışlardır. Bu durumda kişi söz konusu kazançtan “pay” alacaktır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s