Dune Çocukları

Gölge Konuşuyor:

Dune dizisinin üçüncü kitabında da tempo düşmüyor. Hiç öyle boş yere uzatılmış söz havası yok diğer dizilerin pek çoğu gibi. Aksine dizinin önceki maceralarını tamamlayan ve onları pekiştiren yapıt kıvamında bu macera da. Tabii devamlı bir dizi. Kronlojik okumak en makulü. Üslubun değiştiğini söyleyemeyiz. Aksiyonu var romanın, felsefesi de. Felsefe kurmacaya yediriliyor. Daha doğru bir deyişle felsefe bir kurmaca vasıtasıyla sezdiriliyor.

Kahramanlar aynı ama bazı kahramanlar yok ya da az görünüyor. Bunun yerine fondaki bazı kahramanlar öne çıkmış. Paul yok bu macerada ama annesi Jessica romanın başkişisi gibi. Çöl Araplarını çağrıştıran Fremenler ve onların temsilcisi Stilgar. Fremenler aynı zamanda imparatorluğun önemli askeri gücü. Fremenler kadar önemli Sardokarlar var. Tüm diğer sardokarlar gibi vicdan belirtisi göstermeyen Gurnay Hallicek. Duncan İdaho ise bu sefer daha az görünecek. Hilkat garibesi olarak statü kaybına uğramış Paul’un kardeşi Alia ise aslında yönetimde önemli bir gücü vardır. Bu sefer Paul’in ikizleri Ganimet ve Leto sahneye çıkacak. bir de ne idüğü belirsiz bir vaiz var. Onunla ilgili sürprizi fazla spoiler olmamak için gizli tutuyorum.

Tekinsiz bir ortam var gibi ama bu tekinsizliğin temelinde imparatorluğun devamı onun temelinde de toplumsal fayda vardır. Evet Jessica’da ve ailenin diğer üyelerinde de babası Baron Harkonnen’den dolayı şeytan tohumu var ama bunun zarardan çok faydası var sanki. Jessica hem kendisini hem de yakınlarını çok rahat feda edebilir bu bakımdan. Torun İkinci Leto’nun yok edilmesinde onun parmağı olduğu şüphesi var.

Kurumlar aynen duruyor. İmparatorluğun bekası için söz sahibi olan kurumun kadınlardan oluşan Bene Gesserit rahibeleri olması tuhaf gerçekten. Üstelik kutsallık bağışladıkları erkeğin (örneğin Paul) rahibelerin tedrisatından geçip onların zihniyetine sahip olması yani Kuisatz Haderah mertebesine çıkması. Mentatlık ve müeddiblik gibi ermişlik merhalelerinden geçmeyenlerin yönetimde hiç bir söz hakkı yok. Ayrıca da yönetilenlerin farkındalığını esas alan bir yönetme biçimi zaruri. Bu günümüzün devletlerine ne kadar ters bir durum oysa. Derebeylik türü yapılar olmasına rağmen imparatorlukları, Lonca gibi Milletler Cemiyet’ini andıran imparatorluklar üstü yapı var. Bu yapı aynı zamanda sistemin denetim mekanizması. CHOAM denilen bugünkü şirketlerin kontrolünde de söz konusu yapının önemli bir sorumluluğu var…

Evet Dune dizisi daha önce de söylediğimiz gibi bir Ortadoğu alegorisi. Geleceği vakıf olmayı sağlayan nadir baharat melanj ise petrole işaret etmekte sanırsam. Bilm-kurgu statüsünde olmasına rağmen romanda büyü ve bilim bir arada. Bilim varken ilkelliğin olması da tuhaf. Damıtıcı elbiseler denen vücut suyunun tekrar kullanılmasını sağlayan elbiseler Çöl Gezegeni’nde hayati bir buluş. Topterler gibi motorsuz uçan araçları olmasına rağmen halen çölde hareket eden bir ulaşımın olmaması tuhaf.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s