Düştüğüm Yer Kadarmış Dünya

Gölge Konuşuyor:

Şiirle ilgili konuşurken kendime güvenden yoksun olduğum için tedirginlik peşimi bırakmıyor. Mütereddit tavrım bir şeyleri yanlış eksik ya da yanlış söylüyorum hissiyatından kaynaklanmakta. Harold Bloom okuduktan sonra da gözüm iyice korktu. Etkilenme Endişe’sinde Bloom şiir hakkında konuşmak için o şiirin künyesini bilmek gerektiğini söyler. Bunu da o şiirin şeceresine vakıf isek yapabiliriz. Bu beni aşan bir durum. Ancak o şiirin şairi ve şiirden iyi anlayan biri böyle bir değerlendirme yapabilirim. Ben ancak şiirin bana çağrışımları ve bazı ayrıksı biçimleri üzerine belki bir kaç söz söyleyebilirim.

Şiir değerlendirmesindeki bu yetersizlik hissiyatına rağmen yine de şiirden anladığımı düşünüyorum. Şiirleri iyi şiir ve kötü şiir olarak tasnif edebiliyorum. Ömer Faruk Hatipoğlu’nun şiirlerinin bazılarını çok beğendim. Beğenmediklerim de oldu. Hatipoğlu için söylenen şeyler tüm şairler için söylenebilir. Zaten o şairi şair yapan çok şiir yazması değil, bir ya da birkaç büyük şiir yazması… Bazı şiirleri de anlamadım. Ama anlamak o kadar da önemli yine de size güzel görünebilir şiir…

Daha ziyade kavga şiiri gibi buradaki şiirler. Bu bakımdan konuşanın öfkeli sesi kulağımızın dibinde çınlıyor. Sadece ekmek kavgası değil, kimlik kavgası da var. “işte girdin içime / ve hayvanı gördün / ne kadar benziyorum değil mi / şempanze kuzenime / git biraz sırtlanımı görürsün / dur / peki bu şiir ne.” Burada şiirin ne olduğu belli. En çıplak haliyle bir “biyolojik ben” tasviri var. Var ama Doktor adlı bu şiirin başlangıcındaki “kalp” vurgusu özgünlük katıyor. Safraya bakarken doktor, hasta kalbi işaret ediyor. Kalbi olan bir varlık vurgusu ve bu vurgu üzerinden bir kimlik inşası. İlgi çekici. Kalpliler ve kalpsizler. Sınıflandırmanın çift anlamlılığı da gözden kaçmıyor. Şiirin orta yerindeki şu mısralar da bu düşünceyi pekiştirebilir: “Bir de ağzıma doğruymuş midem / geçmez yeminle geçemez / kalbim var daima ağzımda / dilinde çekinik söz / bu yüzden doktor / kırk bir boğum var boğazımda / biri boğuluyor” Bunun yanında Çingene Tayyar şiiri Tayyar Çingene kimliğine rağmen ekmek kavgasıyla öne çıkıyor. Birçok şiirde tekrarlanan zemheri-zehir diyalektiği vurguyu her iki duruma birden yapıyor.

Anlam ve biçim bir arada yürüyor bütün iyi şiirlerde: Kitaba başlık olan “Dar Dünya” adlı bol mışlı, mişli şiirde bunu fazlasıyla görüyorsunuz. “dünya ne kadar darmış / düştüğüm yer kadarmış / … / tanrı diyen milyarlar / kul kadar tanrı varmış.” Yine ÇadırVan’daki “çadırdan soba borusu çıkmış / çaputtan bir kapı çaputta / mevsim öyle zehir zemheri / yer altına işlemiş kış / don var bulutta” mısraları biçim, dil ve anlam zenginliğinin bir aradaki sunumu…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s