Tabiata Giden Bütün Yollar

Gölge Konuşuyor:

Artık deneyimli bir öykü okuru sayılırım. Her ne kadar Calvino edebiyatı belli anlam ve biçim yinelemeleri sayıyor olsa da eseri özgün kılan küçük nüansların gözden kaçmaması gerekir. Tabiata Giden Bütün Yollar ise daha bir özgün gibi. Öykülerdeki bilimsel ve tarihsel fon alabildiğine gerçekçi kılıyor her şeyi.

Kitap sekiz öyküden oluşuyor. İki yüz elli dört sayfanın sadece sekiz öykü barındırması tuhaf karşılanabilir ama buradan biraz daha uzun öykülerle karşılaşacağımız anlaşılıyor. Gedikleri çok olan kısa öykü ile novella arasında kalmış öyküler diyelim ama yüz sayfalık Gemi Humması adlı öyküye işaret koyalım. Çünkü söz konusu öykü bu haliyle bir novella olabildiği gibi gayet tabii bir roman da olabilirmiş.

Bilimsel ve tarihsel olma özelliklerine işaret etmiştik ama bilimseli biraz daha öne çıkarmamız lazım. Ne var ki, buradaki bilimsellik Oliver Sacks’taki gibi bazı durumların betimlenmesi ve açıklanmasından ziyade bilim insanlarının ve bilimle uğraşanların serüvenleri olarak algılamak gerekir.

Gerçek bilim insanları da boy gösteriyor diyebiliriz öykülerde. Boy gösterme biraz iddialı bir gösterge olabileceği için biz en iyisi kimi öykülerde kimi insanların hikayelerinin  bu bahsettiğimiz gerçek insanların hayatına değdiğini söyleyelim. Biyoloji ile uğraşan iki bilim insanı Mendel ve Darwin sözünü ettiğimiz şahsiyetler. Nageli denilen benim duymadığım bir bilim insanından da bahsediliyor Şahinotlarının Davranışı adlı öyküde. Özetle şahinotları bezelyelerle varılan çaprazlama hikayesini çürüten bitkilermiş. Ne var ki, Nageli’nin tezi görmezlikten gelinmiş. Tabii bahsettiğimiz hikayenin kendisi değil, hikayeyle bağlantılı anekdot gibi.

Birbirinin antitezi olacak iki öyküden bahsetmek istiyorum burada. Öykülerden birisi Litoral Bölge diğeri Ender Kuş. Neden antitez? Çünkü bu öykülerden biri Ender Kuş, belki de bilimsel olmayan sadece bir inançtan oluşan kırlangıçların kış boyunca suyun altında dinlendikleri iddiası, diğeri Litoral Bölge bilimsellikle başlayıp aşkla biten bir öykü. Burada tekrar edelim tüm öykülerin karakterleri var, karakterlerin de öyküleri var, biz daha ziyade öyküleri özgün kılan fondan bahsediyoruz. Ne var ki, öykülerdeki en önemli karakterler bilimle uğraşanlardır.

Kurmaca olmayacak kadar gerçek bir fon kattığını söyledik ama bir öyküde, o upuzun Gemi Humması adlı öyküde bu fonun gerçek olduğunun dipnotu var zaten. Kanada’nın Quebec eyaleti yakınındaki Grosse adasındaki tifüs salgınını konu edinmiş öykü ki, bu öyküdeki kendisi de hastalığa yenik düşen doktor, Lauchlin Grant ve Lauchlin’in hastalığın pençesinden kurtardığı Nora Kynd’in 1847’de geçen hikayesi de bana kurmaca olmayacak kadar gerçek göründü.

Ayrıca da kimi roman ve öyküleri anlatan bir kızkardeş öyküsü Marburg Kız Kardeşler de zihni epey meşgul edecek bir öykü. Burada da hikaye kız kardeşlerin öyküsü, babalarının bilimsel tarımla gerçekleştirdiği bağcılık serüveniyle başlarken, iki kız kardeşin, Mansfield’in Ölü Albayın Kızları’ndaki kız kardeşler gibi iradesiz bırakılmadığını söyleyelim. Her biri iyi cins bir üzümle adlandırılan kız kardeşler tam tersine geleceklerinin mutlak öznesi konumundalar. Biyokimya alanında kendisini kanıtlayan kız kardeşlerin bağcılık sanayiine de katkıları küçümsenemeyecek düzeyde…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s