Merkez İstasyonunda Oturup Ağladım

Gölge Konuşuyor:

Bir yazarın iki farklı kitabını aynı anda okuyup farklı bir okuma biçimine imza attım. Birbirinin devamı görülen bu iki romandan birincisi Merkez İstasyonunda Oturup Ağladım, ikincisi ise Serseri ve Kopukların Göğe Çıkışları. Ben burada birinci ve ikinci kitap diye adlandıracağım romanları. Burada her romandan ayrı ayrı bahsetmiş olsam da tek bir okuma yapmış sayılırım. Yine de buradaki yorumum iki romanın karşılaştırılması olacak.

Biçimsel olarak romanlar arasında bir fark yok otuz üç yıl arayla yazılmasına rağmen. Her ikisi de şiirseldi. Zaten söylemiştik Elisabeth Smart şiirsel düzyası türünün az bulunan temsilcilerinden. Bence okur da romanların şiirsel yönü üzerinde daha çok durmalı. Ne kadar şiirsel olsa da imgesel olmaktan çok simgeseldi romanlar. Önsözde de romanın farkının metaforlarda yattığı söyleniyor. Ama ben ne kadar karamsar bir sunum olsa da bir müstehzilik, ironik bir hal gördüm. Özellikle bu birinci kitabın son bölümünde bu fazlasıyla hissediliyordu: “Köpekleri de çocuklara yeğlerim. Mısır koçanlarını erkeklik organlarına yeğlerim. Keyifler yerinde, şekerim, işler tıkırında. Keklik çantada. Bir yere kaçamaz.” Yine birinci romanda bahsi yapılan şeylerin yazarın tarzı nedeniyle ikinci romanda apayrı şeylere dönüştüğünü de söyleyelim…

İçerik olarak biraz farklılıklaşıyor. Birinci romanda aşık ya da sevgili olarak çıkan baş karakter ikinci romanda kadın ve anne kimliğiyle ön planda. Birinci romandaki aşıktan bahsederken karakterin romantik olduğundan bahsetmiyoruz. Yaralı olduğu her halinden belli olan karakter tam tersine yaşanmış bitmiş bu şeylere karşı öfkeli, hatta bu öfke yer yer de sevimsiz bir hal alıyor: “Aşık kızlar, aklınız başınızda olsun, soğukkanlı olun, savaşınızı iyi planlayın, sevgilerimle. Dorothy Diz. Aşık kızlar, fahişeleri örnek alın, daha az acı çekersiniz. Acının halinden ikinci romanda bahsetmiştik. Gerçekten romanı var eden şey yürek acısı demek pek dilimize varmıyan acı. Belli ki yazar artık kurtulmak istiyor bu durmdan: “Ah kasırga, karar ver artık, nasıl bir son getireceksen getir, son ver artık.” Sonu zaten ikinci romanda anlatılıyor, devam eden acı ve öfke olgunlukla bir miktar seyreltiliyor….

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s