Labirent

Gölge Konuşuyor:

Burhan Sönmez’in dördüncü ve son romanı. Burhan Sönmez düzenli takip ettiğim bir romancı. Tabi ben sevdiğim bir yazarın kitabı çıktığında hemen alıp okuyan biri değilim. Burhan Sönmez gibi birçok yazarım var benim. Yeni kitap kuyruğa geçecek bu bakımdan. En erken bir iki yıl sonra, çok sevdiğim bir yazarsa bu süre altı aya kadar düşebilir. Hem süre demlenme dönemidir. Ortalık biraz durulduktan sonra okumak daha iyi… Evet dört roman, dört farklı tarz…

Bu roman da tek bir kahramanın etrafında dönüyor. Hafızasını yitirmiş bir kahraman. Ona intihar girişimi sonucunda bu duruma düştüğü söyleniyor. İntiharın mabedi Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak eylemini gerçekleştirmek istemiş. Sanırım bu sefer rüzgar bir azizlik yapmış kahramanımızın ölmesine engel olmuş. Romanda anlatıldığına göre de böyle bir şey mümkünmüş ben bilmiyordum.

Boratin bu belleksiz kahramanımızın adı. Sıfırdan başlayan kahramanımız geçmişini hatırlayamadığı için bir huzursuzluk duyuyor mu emin değiliz ama bunu dillendirmek istemez. Ama onu tanıyanlar ona geçmişini hatırlatmak için seferberlik içinde gibidirler. intiharla sonuçlanmış bir hayatın ayrıntılarını verme konusunda sakınca görmezler.

Şu var ama, geçmiş tam hatırlanmıyor mu emin olamıyoruz. İnsanlar ve yaşantı silinmiş gibidir ama yerler ve teamüller silinmemiş gibidir. Boratin şehri gezerken sanki bilinçdışı faaliyettedir. Normal kişiliğini ve karakterini sergiliyor mu bilemiyoruz ama davranışlarında da bir falso göremedik. Ama böyle olsaydı biz de bir labirentin içinde olurduk Boratin gibi belki de. Bilemiyorum ben konunun uzmanı değilim, bu yüzden Boratin’in yaşadığı hafıza kaybının tıp dilinde karşılığı var mı bilmiyorum. Burada herhangi bir tutarsızlık var mı ben bilemem. Deneyimli romancı Burhan Sönmez de duruma hakimdir muhtemelen.

Hatırlamak için özel bir çabası yok Boratin’in. Onun yapmadığı şeyi biz yapmaya çalışıyoruz. Okura iş düşüyor kahramanın kayıtsızlığı nedeniyle. O kimseye bir şey söylemeden zuladan halletmeye çalışıyor. Ama biz sadece başkalarının Boratin hakkında söyledikleriyle yetinmiyor, söz konusu ettiğimiz o bilinçdışı sayesinde de bütüne ulaşmaya çalışıyoruz.

Burhan Sönmez o dev romanlardan sonra neden ayakları yere basma konusunda şüphe uyandıran bir roman yazsın ki, diye düşünmeden edemiyor insan. Okurun, yazarın diğer eserleriyle kurduğu ilişkiyi burada kurmakta zorlanması da okurun meselesi olarak görmek lazım mı emin değilim. Benim de zamana ihitiyacım var sanırım konu ile ilgili olarak. Çünkü Sönmez’in bu derece açık uçlu bir yapıt yaratacağı düşük bir ihtimal diğer romanlarının referansı ışığında…