Perdeler

Gölge Konuşuyor:

Perdeler, ah perdeler! Edebiyat böyle işte. Perdeler üzerine de yeniden düşünmenizi sağlıyor. Bu kadar her tarafı perde ile kapatmak doğru mudur diye soruyor içinden insan. Daha ziyade de kendini perdeliyor insan. Yakup, Kadri ve Osman üçlüsünden bir tek Kadri perdelere rağbet etmiyor. Ama bizim esas adamımız Osman. Osman’ı dinledik roman boyunca çünkü. Osman’ı dinledim gözlerim kapalı. Sadece konuşmuyor, hayatının filmini de izlettiriyordu bize. Perdeler gerçekten orjinal bir hikayeydi. Yazarın karakterleri de sözleri de ayrı bir güzelleştiriyor romanı.

Özenle örülmüş bir yapı. Karakterlerden her biri bu yapıyı ayakta tutan birer uzuv. Sözler isi mükemmel bir harç görevi yapıyor… Osman’dan başlayalım. Dünyaya yatay bakıyor. Yatay bakınca insan daha çok şey görür emi. Bu bakış bana William Faulkner’ın yıllar önce okuduğum Döşeğimde Ölürken adlı romanındaki yataylığa yapılan güzellemeyi getirdi. Evet fark edildiği esas kahramanımız bir yatalak, felçli mi desek. Onun dikey bakışlı halini, yani geçmişini kafanın içindeki filmden öğreniyoruz. Bu filmi bazen bakıcısı Anna’ya da izlettiriyor. Anna ve Hatice dünyanın en güzel bakıcıları; hem zekiler, hem eğlenceliler..

Yakup’tan da biraz bahsetmek isterdik ama, o, erken ölüyor. Annesini sevmeyen bir erkek evlat olabilir mi? Olmaz, evladını sevmeyen anne  olmayacağı gibi. Ama işte Yakup zayıftı, düşkündü, bunun müsebbibi de annesiydi ona göre. Neyse işin bu acılı tarafını kapatalım şimdilik ve Osman’ın hekimlik yıllarına gidelim. Hakim arkadaşı ona, Yaban’ı oku demişti, ne var ki, o dünyaya at gözlüğüyle bakmıyordu Yaban gibi. Kürt illerinde çalışmış biri olarak bölgede batı’dan gelen bir çok yabanla tanışmıştım. Neyse bu yabanlıktan ona Yeşim kalıyor, biricik evladı, evlatlığı. Altmış üç yaşındaki Osman hiç evlenmemişti çünkü. Oysa ki aşkı bulmuştu. Aylin’i yani.

Ne var ki, hayatın kaçınılmaz trajedisidir bu. Aşktan korkan bir kadına, yine aşktan korkan bir erkek eşlik edemez. Bu imkansız aşktır. Kadın yalnız kalmama konusunda biraz daha şanslıdır yalnız. Korkusuz bir erkek bulabilir onu. Kadri gibi. Kadri düşünmez, yapar… Söz konusu imkansız aşk, Osman’ın filminin de merkezi. Osman Kadri’ye değil, Aylin’e küser. Dolayısıyla Aylin’i sadece filmde görürüz. Bana sorarsanız hayatını imkansız bir aşkı düşünerek geçirmek, hiç bir şey yapmamak, çöpe atmaktır. Hiç bir zaman geç değildir üstelik. İpek Hanım, yani Hatice’nin bakıcılığını yaptığı karşı komşusu insanın çöpçatanlık damarını zorlamıyor değil… Aslında Osman’ın umudu ve trajedisi o henüz beş yaşındayken doğduğu gün ölen kardeşi Seher’i dirilteceğine ve yaşatacağına olan inancı ile başladı. Ölüyü diriltmeye çalıştı hayatı boyunca diyebiliriz Osman için bu durumda….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s