Bir Postmodernist İçin Postmortem

Gölge Konuşuyor:

Postmodernizmin ne olduğunu anlamaya çalışan postmodern bir roman. Dikkat edilirse anlatan demiyoruz, anlamaya çalışan diyoruz çünkü biz postmodernizmi eleştirmeye çalıştığımızda, postmodern, durun bir hele anlamaya çalışıyoruz, diye araya giriyor. Dolayısıyla roman postmodernizmi ne övüyor, ne yeriyor. Sadece ne olabileceğini anlatmaya çalışıyor. Zor ama. Postmodernizm ile ilgilı onca şey okumuş biri olarak postmodernizm konusunda halen kafam karışık. Ama konu ile ilgili bilgisi az olanlara bu kitap önerilebilir. Şöyle baktığımda kitabın beğenmeyeni daha fazla beğeneninden. Sıkıcı, olduğunu söylüyorlar. Hiç de değil. Konuya ilgi duymayan veya mesele etmeyen için sıkıcı olabilir, doğru.

Bir postmodern guru Ennore Gnocchi’nin bir cinayete kurban gitmesiyle roman açılışı yapıyor. Cinayeti soruşturan Solomon Hunter posmodernizm hakkında hiçbir şey bilmemektedir. Ona, postmodernlerin cinayeti de postmodern olur diye çıtlatıyorlar. Cinayetin aydınlatılması da ancak posmodernizmin öğrenilmesi ile mümkün olacaktır… Ama roman daha başlamadan yazarın teşekkür konuşmasından ve romanla ilgili birkaç hatırlatmadan sonra okurun işini epey kolaylaştıracak olan, her biri kısa bir paragraf olacak karakter tanıtımı yapılıyor. Biz de bütün bu paragrafları tek bir paragrafta özetleyelim.

Cinayetin işlendiği gece de Gnocchi gibi şöhret dereceleri birbirinden farklı altı postmodern şahsiyet daha vardır. Maktul Ennore Gnocchi Amerikan felsefesinde bir duayen. Eşi Shoshana TelAviv yaşı ilerlemesine rağmen hala güzel. O da kocası gibi üniversitede profesör. Karı-kocanın postmodernizmin ruhuna uygun olarak başka ilişkileri olduğu rivayet ediliyor. Bildiğimiz gibi postmodernizmde aşk değil seks, evlilik değil ilişki baş tacı edilir. Çünkü postmodernizmin bozma, kışkırtma, hatta ajite etme gibi özellikleri var… Alain Fess ise Fransız felsefesini temsilen, postmodernizm ile ilgili çok önemli bir kitap yazmış önemli biri… Savomir Propp ise Rus biçimciliğini temsilen o gece oradadır. Onun da biçimcilik üzerine postmodernislere ilham kaynağı olmuş önemli bir eseri varmış… Bu son bahsettiğim iki karakterin Shosana ile ilikisi var mıydı, yok muydu, tartışılan bir mesele. Myra Prail ise Gnocchi’nin  yüksek lisans öğrencilerinden genç bir afet. Gnocchi’nin ölümünden en çok etkilenen biri olarak onunla ilişkisi gözden geçirilen biri… Postmodern edebiyat külliyatında önemli bir yere sahip, cinsel kimliği tartışmalı  Basil Constant da kendisini İtalo Calvino ve Thomas Pynchon ile kıyaslıyor… Bir de o gece orada olmayan, cinayeti soruşturacak komiser Solomon Hunter romanda boy gösterecek.

Bunlar kurmaca karakterler. Bir de bunların dışında postmodernizm ile ilgili konuşmuş postmodern ya da değil filozof ya da sosyologlar vardır. Ama bunlara bedenen orada değildir. Görüşlerine başvuruluyor ve Gnocchi tarafından gönderilen mektupları soruşturmaya dahil ediliyor. Jean-Françoise Lyotard, Jürgen Habermas, Jean Baudrillard, Fredric Jameson gibi yaşayan felsefecilerdir bunlar. Burada Habermas ve Jameson’a postmodrn demek çok zor. Postmodernliğin manifestosunu yazmış Lyotard ile aynı cümlede kullanmamızın nedeni söz konusu şahsiyetlerin de postmodernizm ile ilgili yazmaları… Ama postmodernist eleştiriye de kızmıyor hakarete vardırmasanız işi. Yoksa neden Jameson gibi marksist olan Terry Eagleton’un esamesi okunmasın kitapta…  Bunun yanında da epigraflarda, konu ile ilgili konuşmuş birçok araştırmacının görüşüne başvurulmuş. Burada da başrolde Michel Faucoult vardır doğal olarak. Bu arada epigrafların oldukça aydınlatıcı olduğunu belirtelim..

Tarz ironi, tür olarak pastiş ve parodi. Mektuplardan bahsettik, soruşturma kayıtları, videolar, günlükler vs. de söz konusu postmodernizme özgü bir kolaj bütünü olarak. Gerçi nasıl ki meta-anlatı ya da büyük anlatı dediğimizde tepesi atıyorsa, bütün dediğimizde postmodernin tepesi atıyor ama bir noktada onların da bütüncül bir bakışa ihtiyacı oluyor. Onlar hiç sınıflandırma meraklısı değiller. Bu bakımdan postmodernizmi ne felsefe, ne sosyo-ekonomik bir yeniden üretim, ne de bir sanatsal üretim. Çünkü posmodernizm şu anki (romanın ilk baskısı 1997’de yapılmış) durumumuza işaret ediyor. İnanç ve değerler sistemi. Jameson’un tabiriyle kapitalizmin bu son durumunda kültürü anlatır. Tanımları anlatmakla bitiremeyiz postmodernizmin parçalı, muğlak, açık uçlu ruhuna uygun olarak…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s