Don Kişot’tan Bugüne Roman

Gölge Konuşuyor:

Eleştiri okumak benim için en az roman ve öykü okumak kadar keyiflidir. Şu ana kadar okuduğum hiçbir eleştiri kitabında sıkıldığımı hatırlamıyorum. Nihayetinde sizinle birlikte okuyan biri vardır. Kendiniz gibi, kardeşiniz gibi bildiğiniz eleştirmen. Eleştirmen ile okur aynı sınıftandır zaten. Size yol gösterir bu arkadaş, görüşlerini aktarır, haberdar eder. Yüzde yüz olmasa da görüşlerini dikkate alırsınız. Çünkü bu alanda konuşup birbirinden farklı şeyler çok duymazsınız. Belki siz de benim gibi kendi kuramınızı oluşturursunuz, kendi okuma biçiminizi inşa edersiniz.

Kitapta sözü edilen eserlerin bazılarını okudum, birkaç tanesini de henüz okumadım. Okuduklarımı bu sayede belki daha iyi okumuş oldum. Bir iki kitapta biraz ayrı düştüm yazarla, bir kaç düşüncesine de şerh düştüm. Gözden geçireceğim. En nihayetinde dört yüz sayfaya yayılan verimli bir okuma oldu.

Konu roman olduğu için şemsiye Don Kişot oldu. Okurken verimli bir okuma yaptığımı düşündüğüm bu kült kitaptan gözümden kaçan ve üzerinde fazla durmadığım bazı ayrıntıların farkına vardım. Bunun yanında bu romanla birlikte kilometre taşı olarak kabul edilecek bazı eserler ile roman sanatındaki bazı ilerleme ve dönüşümler sergilendi kitap boyunca. Tristram Shandy belkide okurken değeri en çok gözümden kaçan eser oldu. Parla’nın Don Kişot’tan sonra en çok bahsini yaptığı ve belki değer atfetme konusunda onunla eşit bir misyon yüklediği bu eseri sanırım ikinci defa okumam lazım… Bunun yanında yoluma çıkan fakat görmezlikten geldiğim Kaderci Jacques ve Efendisi, Tom Jones ve Adsız Sansız Bir Jude konusunda dikkatim çekildi. Artık fazla okumak istemediğim, eleştire eleştire posası çıkarılan klasik Türk edebiyatı , Parla’nın Ahmet Hamdi bahsi çok keyifliydi gerçekten. Tanpınar ile ilgili de çok şey okudum ama Parla’nin bahsi en değerlisi oldu. Özellikle birçok dostumun favori kitabı olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile ilgili bana çok özel bir reçete sunuldu. Parla, hafızam beni yanıltmıyorsa Süha Özertem’in adı geçen romanın esas kodlarının Tanpınar’ın benim henüz okumadığım Mahur Beste adlı romanda olduğuyla ilgili bahislerini aktarmış çalışmasında… Bunun yanında benim de değer atfettiğim Karanlığın Yüreği, Tutunamayanlar ve Dar Zamanlar üçlemesinde benim okumalarıma destekler pozisyondaydı. Yalnız Ulysses’i anlatırken sankı Nevzat Erkmen’in çevirisne laf söylüyor gibiydi. Bunu da kullandığı alıntıların orjinal eserden alması nedeniyle söylüyorum. Hoş bir sürpriz de benim yakın zamanlarda okuyacağım Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı romanı ile ilgili bahisler benim için iyi bir hazırlık oldu… Ne var ki, Gece Dersleri konusunda o derece tatmin olamadım. Eseri o derece parçalamak. o büyük boşluklar ve büyük sıçramaların okuru kaçıracağından eminim. Bence romancı işini yapmalı, okura o kadar iş bırakmamalı…

Bazı önemli teknik detaylar ile ilgili de ufuk açıcı yorumlar yapılmış. Bunlardan bir tanesi yazar-okur ilişkisidir. Yazarın okuru hedefleyerek eser yaratması nedeniyle hikaye anlatıcısnın pozisyonunu güçlendirdiğini söylemek istiyor. Özellikle anlatıcıyı okur konumuna düşürecek anlatıcı karakterlerin esere kattığı inandırıcılık hakkında konuşuyor Parla. Bazen de sanki eserin bir yazarı yokmuş gibi anonim ve nötr bir yazar tarafından dile getirilmesi de bu inandırıcılığı güçlendiren bir şey oluyor.

Anlatıdaki zaman kavramını da sorunsallaştımış Parla ve bunu da tarz dönüşümlerinde büyük payı olduğunu yazmış. Çizgisellik, anlatı zamanı, anlıklaştırma gibi kavramlar tüm içerikleriyle roman sanatı için ne büyük önem taşıdığını bence ispat etmiş Parla. Benim de belki de en çok faydalanacağım kısımlardır ve en çok değer atfettiğim kısımlardır… Bunun yanında mimetik olma ve bütünselliğe uydurma konusunda kafamda soru işaretleri kaldı. Benim mimesis algımla Parla’nınkisi arasındaki farklılık bunun nedeni. Bir diğer sorun ise mimetik olanın sanatsal olamayacağı bahislerine hep şüpheyle bakma, yeniliğe açık olamamdır. Ne söyleyeyim mimetik olan ve çok zevk aldığım eserler var. Mimesisin etkisinin azalmasıyla epik sonrası eserde bütünlüğün parçalanması, buna rağmen de eserin bütünlüğe uydurma çabalarının zamansallığına da işaret ediyor Parla. Bir de yeni tarzların kendilerini mimetik olmadığını inandırıcı bulmadığım ile ilgili benimle aynı şüpheleri taşıyan başkalarının da olduğunu görmek memnun etti beni…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s