Montano Hastalığı

Gölge Konuşuyor:

Kısa konuşacağım. Uzatırsam, ayrıntılara düşsem çünkü hiç susmayacağımdan korkuyorum. Kahramanı ben olan hikayeyi anlatır gibi anlatırım o zaman muhtemelen. Bunu bir hastalık olarak görmezdim ama rahatsız edici bir tarafı vardı. Gerçekleşen bir olay ve durumu edebiyat sahnesinden bir benzerini bulup sohbeti renklendirme isteğim nedeniyle gülünç duruma düşme riski de vardı. Anlaşıldığı gibi hastalığı edebiyat hastalığı ya da benim algıladığım şekliyle okur hastalığıdır. Okurun kurduğu yarı kurmaca bir yaşamdır. 

Romandaki hastalıktan muzdarip karakter Montano sonunda bu hastalıktan kurtulur ya da hastalığı önemsememeyi öğrenir. Esasında hastalığın pençesindeki oğlunu anlatacaktır kendi hastalığına daha yoğunlaşacaktır. Ama romandaki bahisler yine edebiyattan yapıldığı için roman bir yaşlı adamın hezeyanları şeklindedir. Kendisini Azorlar’ın Don Quichote’u olarak adlandıracak olan karakter bir edebiyat haritası, bir edebiyat atlası çıkarıyor. Eğer siz de benim gibi edebiyat alanında soluklanan biriyseniz, bu atlastaki bildiğiniz kimi isimlerle (benim için Robert Walser, Gombrowicz, Musil vs.)  ilgili anı tazelerken, duyduğunuz fakat henüz tanışma imkanı bulamadığınız (benim için Sebald, Pitol, Aira) isimlerin dünyasına girmek için sabırsızlanacaksınız.

İşi ilerletmiş Montano sadece öykü ve romanla kalmamış, hayran olduğu bu isimleri günlükleri sayesinde de izini sürmüş. Bunu yaparken de eksikliğimi bana gösterdi. Ya da hastalığın pençesine düşmem için uzak durmam gereken türü bana gösterdi: Günlük.

Yarı kurmaca bir hayat dedik yaşadıklarımıza, aslında bir roman olmasına rağmen Montano Hastalığı edebiyat sahasındaki bu somut yolculuğu nedeniyle de yarı kurmaca olarak adlandırılabilir. Ama karakterler var. Montano’nun yanı sıra neredeyse Montano’yu tek başına iyileştirecek olan Nosferatu’yu oynamış Bela Lugosi’ye benzer yaşlı aktör Tongoy vardır. Görüntüsüne rağmen bir akıl ve sağduyu sembolü olması Tongoy’un varlığı manidar. Bunun yanı sıra romanın kurmaca tarafı olan, okuru da gülümseten, Paralel Olmayan Eylemciler ve Çin Seddi Komplocuları gibi oluşumlar renklendiriyor hikayeyi, fantastik bir hal almasına vesile oluyor.

Montano Hastalığı” üzerine 2 yorum

  1. Hakikaten kısa olmuş yorumunuz. Sizin gibi bir edebiyat kurdu, kurmaca da olsa bu hastalıktan ve hastalardan daha çok bahsetmeli. Etkileyici ve kısmen ürkütücü, acaba her çok okuyan bu hastalığa yakalanabilir mi diye düşündürten bir kitap bence de. Sizde de oldu mu bilmiyorum okurken gerildim yer yer. Günlük okumayı çok severim ama kendim tutmam, dolayısıyla bu hastalık bana bulaşmaz:)

    • Bahsettiğiniz ürkütücülüğü ve gerilimi hastalığın pençesine düştüğüme inandırıldığım zamanlarda yaşamıştım zaten. Bir “ada” olarak göründüğünüz için, okuma zevki ve alışkanlığı ya da hastalığı deyin, size nahoş ve uygunsuz durumlar yaşatabiliyor. Bu kitap tam da tüm bunların üzerine geldiği için okumanın kötü etkilerinden ziyade, durumu kabullenmiş, kaderine razı bu bünyeyi eğlendirdi,,,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s