Tragedyanın Doğuşu

Gölge Konuşuyor:

Edebiyatın doğuşu şimdiye kadar tam doğru kestirilebilmiş mi, emin değilim ama konu ile ilgili konuşanlar az değil. edebiyatı diğer başka sanatlarla da ilişkilendirmek mümkün. Bilgiden ziyade konu ile ilgili düşünümsellikten de yola çıkarak bir şeyler söylenebilir. Örneğin ahenk ve ritmi nedeniyle müzik ile ilişkilendirilebilir. Ama buradaki edebiyat şiir sanatı ve bu kitap özelinde de yine bir manzum tür sayılabilecek trajedidir. Nietzsche bu ilişkiyi kuvvetli bir şekilde dillendirerek, trajediyi daha ziyade trajik mitosların ve müziğin bir bileşimiymiş gibi veriyor.

Trajedinin serüveni yalnız burada sadece doğuşuyla sınırlandırılmış değil. Doğum ile birlikte filizlenmesi, ölümü ve yeniden doğuşu da işleniyor. Tabi sanat trajedi ile başlamıyor. Eski mitoslarda da izlerini bulmak mümkün. Apolloncu ve Dionysosçu sanat anlayışı belki Nietzsche’den önce Platon ortaya atıyor ama daha bir öznel anlayışla işliyor Platon. Trajedi daha ziyade Dionysosçu sanat anlayışının ışığında yeşermiş. Apolloncu düzen ve mimetizmden ziyade, Dionysosçu duygulanım ve esriklik trajedinin asıl temeli sayılır. Düşteki kişi haz ile, huşu ile anlatıyı kendisinin deneyimlediği bir şeymiş gibi yaşamakta. Bu şekilde de sanat yapıtının önemli bir figürüne dönüşür.

Her ne kadar mitoslar trajedinin içeriği gibi görünse de, acı ve tehlike trajedinin en önemli damarlarıdır. Burada aslında trajedinin sağaltıcı gücü ortaya çıkıyor. Acı ve tehlike güzelleştirilerek normalize hale gelir. Buradaki duygulanımın normal olduğu, kişinin var olan dünya ile bütünleşmesini sağladığı inancını yanlışlamak zor. Bunun yanında trajediler bir bireysel yaratımın ya da bir bireysel iradenin ürünü olmaktan ziyade tüm toplumun iradesi pozisyonuna düşer.

Ama gün gelir trajedi önemini yitirir, sanat tarihinin tozlu raflarında yerini alır. Böyle olmasında esas failin felsefe olması da ilginç. Sokratesçi diyalektik sadece trajedinin gözden uzak tutmakla yetinmemiş, Apolloncu türler heykel, resim ve plastik sanatları tekrar tedavüle sokmuştur. Apolloncu Homeros sahnedeki yerini almıştır… Trajedi derin uykusu bin yıllar sonra Shakespeare, Alman tini, bu tinin beslediği Bach, Beethoven ve Wagner gibi besteciler ile Hölderlin ve Novalis gibi romantik şairler tarafından uyandırılır. Opera her ne kadar biçimsel ve normatif, yani Apolloncu olsa da müzik ile olan bağından dolayı trajedi ile yer değiştirmiş sayabiliriz bu uyku döneminde…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s