İçeriden Ölmek

Gölge Konuşuyor:

Ne kadar okunmuştur bu roman? Türkçe baskısı ne kadar ses getirmiştir  bilmiyorum ama ilgi çekici bir roman olduğunu iddia edebilirim. Roman bilim-kurgunun saygın ödülleri Hugo ve Nebula’yı kazanmış kazanmasına da bilimkurgu gibi popüler bir türe ait bir romanın Goodreads gibi uluslararası bir platformda sadece beş bin okur tarafından okunmuş olması da kitabın türün okurları tarafından o kadar da ilgi görmediğini gösteriyor. Türkçede de roman hakkında bir iki tane dışında pek yorum ve eleştiri yok. Birden fazla baskı yapıp yapmadığını bilmiyorum ama bendeki bendeki ilk baskı 2011 yılına ait, şu an baskısı olmayan kitabın.

Belki de romanı bir türe sığdırmak ters tepmiştir. Çünkü belki entropinin insan hayatında da bir süreç olduğunu söylemek ve hikayeyi de buna göre kurgulamak o esere bilim-kurgu statüsü bağışlamıştır ama bu durum romanın diğer türlere göz kırpan bir çok yanını gölgede bırakmıştır. Nihayetinde birçok dekadans hikayesi ile aynı türe sokabiliriz. Diğer dekadans ya da çürüme hikayelerinin bilim-kurgu türüne dahil edilmemesinin nedeni o zaman bunu söylememiş olmaları. En nihayetinde bir John Fante, bir Henry Miller okurunun da çok seveceği bir roman bu.

Ayrıksı sunumu dolayısıyla da dikkat çekici bir roman. Kahraman hikayesini anlatıyor aynı zamanda da kahraman anlatılıyor. Anlatımın ikili doğası hikaye anlatıcının bakış açısının hikayeyi şekillendiren başlıca unsur olduğunu gösteriyor. Selig kendisiyle dalga geçebiliyor, bazı yetersizliklerini ironinin dolayımna sokabiliyor ama yalnızlığıyla ilgili kısmında sanki bizlerden bir şeyler gizliyor.

İçeriden ölmek hikayesi aynı zamanda işi bir süre sonra sahteciliğe dönüştüren Selig’in sistem karşısındaki karakter aşınması olarak değerlendirilebilir. Ekmek kavgası da  her zaman kutsal bir şey olacak diye bir kaide yok. Çalışmak belki de ölümü en çok hızlandıran şey. Aklıma nedense romanı okurken Yunus’un “bir ben var benden içeri” dizesi takılıyordu. Roman karakterlerinin tutarlılığı kurmaca bir eserin önemli bir unsuru gibi sunulur ama karakterin kişiliğindeki tutarsızlık ve güvenilmezlik onu bu durumdan muaf tutar. Bu bakımdan romanda konuşan birden fazla “ben” olabilir ya da bene bir üçüncü şahıs rolü bağışlanır.

Seks ve şiddet sekansları bence bu ayrıksı romanı özel yapan tarafı. Yani ilişkinin ortasında bissüre sonra karakterin başka şeyler düşünmesi akabinde de mekanizmanın sertliğinin kaybolması tabi ki nahoş bir durum ama romanda gülüyorsunuz işte. Aynı şekilde Selig’in bir güzel benzetildiği sekanslarde gayet eğlenceliydi…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s