Eğitimde Finlandiya Modeli

Gölge Konuşuyor:

Modellerinin başkaları tarafından bir şehir efsanesine dönüştürülmesiyle dalga geçiyor Finlandiyalılar. Çünkü Amerika’ya yeniden keşfetmiyorlar. Sadece yaptıkları şeyi iyi yapıyor onlar, ciddiye alıyorlar, geçiştirmiyor, savsaklamıyor, formalite icabı yapmıyorlar. Bir de sonuç vermeyen uygulamalarda diretmiyorlar, tekrar gözden geçiriyorlar.

Eğer farklı bir şeyden bahsetmek istersek, Finlandiyalıların gerçekten eğitimli bireyler istedikleri, bunu kalkınma ve ekonomik başarıdan çok insan mutluluğunun aracı olarak gördüklerini söylemek gerekir. Bunu da genellikle öğretmenlik mesleğine verdikleri önemle gösteriyorlar. Finlandiya’da öğretmenlik gözde bir meslek, isteyenlerin sadece onda biri amacına ulaşıyor bu bakımdan.

Yöntem olarak iş birliğine dayalı bir eğitim uygulaması var. Tabi bu yöntemi ABD’den devşirdiklerini söylüyorlar. Şunu da belirtmeden geçmeyelim, biz Finlandiya’dan önce uygulamaya başlamışız Amerikalıların yetmişlerin başında tedavüle soktukları yöntemi. Kubaşık öğrenme başlığı altında faaliyetlerde bulunmuşuz bu işbirlikçi yöntemle ilgili olarak. Aslında yöntem John Dewey’in görüşlerine dayanıyor. Dewey çocuklara bir şey anlatarak değil onları bir şeyler yaptırarak ya da bazı pratik konularla ilgili onları tartışma suretiyle öğrenmenin gereçekleşine söylüyor. Yine belirtmeden geçmeyelim bir dönem ülkemizde uygulaması yapılan Köy Enstitüleri projesinin de esin kaynağı Dewey’in görüşleridir.

Tabi işbirlikçi öğrenmede farklı olarak Finliler konu yerine yaşam pratiklerini ve kavramları tartıştırıyorlar. Çünkü konu anlatımı içinde çocuğun yabancı olduğu bir çok kavramı barındırdığı anlaşılması zor oluyor.

Yine Finliler problem çözmeye dayalı disiplinler arası bir teknik uyguluyorlar. Bu nedenle de Finlandiya’da okullarda matematik, tarih vs. kalktı demek ine bir şehir efsanesinden başka bir şey değildir. Gerçekten eğitim problem çözmüyorsa gereksizdir. Çocuğunuzun otuz beş ile kırk yediyi zihinden çarpması bir şey ifade etmez eğer bunu problem çözmenin bir aracı olarak kullanmayı beceremiyorsa boşunadır işlem becerisi ya da başka türden beceriler.

Eşitlikten ziyade hakkaniyet ilkesiyle davranıyorlar. Bu bakımdan da herkesi kapsayan sınavlar ve kazanımlar Finlandiya’da uygulanmıyor. Zekası, ilgisi ve yeteneği dikkate alınarak erken yaşta uzmanlaşma sağlanıyor. Finlandiya’da hiç ödev verilmediği de doğru değil. Veriliyor ama az. Yarım saati geçmiyor ödevler Finlandiya’da…

Finlandiya eğitiminin başarısının temeli de teneffüsler ve çocuğa bırakılan serbest zamanlardır. Bu ispatlanmış bir şeydir hiçbir otoritenin gözetimi altında olmaksızın çocuklarının birlikte geçirdiği zamanların başarısını etkilediği. Daha önce okuduğum ve bu sayfalarda hakkında konuştuğum Zehirlenen Çocukluk adlı kitapta da bu konuya vurgu yapılıyor. Çocuk serbestçe oynayacak, hata yapacak, hatalarından ders çıkarmayı öğrenecek, bu şekilde de öğrenecek ve sosyalleşecek.

Yazarın dalga geçtiği konulardan biri de iki bin birden beri üç yılda bir on beş yaşındaki çocukları temel bazı konularda uygulanan Pisa sınavından çıkan sonucunun eğitimin ölçüsü olarak gösterilmesidir. İki binden önce yöntemlerini övmekle bitiremeyen Amerikalılar ve Almanların sınav sonucunda hayal kırıklığına uğramaları komik gerçekten…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s