Küçük Feministin Kitabı

Gölge Konuşuyor:

İnsanlığın kurtuluş yollarından biri de bence herkesin feminist olmasıdır. Herkesin feminist olduğu bir dünya barışın, toplumsal adaletin ve karşılıklı sevgi ve saygının tesis edildiği bir dünya olur çünkü. Bir video vardı amcanın biri, hayır ben feminist değilim mobilyacıyım, diyordu. Evet gerçekten toplumumuzun en az bilgi sahibi olduğu ve yanlış bildiği konulardan biri de feminizmdir. Genelde evde kalmış geçgin kızların erkek düşmanlığı olarak algılanır. Oysa ki, cinsiyetlerarası eşitlik ve dayanışmaya dayanan bir kültür yaratmak idealidir feminizm. Bunun için de kadınlar ile ilgili önyargılardan ve bazı yanlış inançlardan kurtulmak lazım. İşte bu uğurda mücadele eden insanlara feminist diyoruz. Bu açıdan herkesi feminist olması zaruridir. Ne yapmalı peki? Bence de feminizm anlatılmalı küçük yaşlardan itibaren. Hatta okul müfredatlarına bile konulmalı. Kadın haklarının savunulmadığı bir dünya kaosa gebedir ve karşılıklı saygının eksik olduğu bir dünyadır.

Sassa Burgeren yukarıda söz konusu ettiğimiz zihniyeti destekleyen bir kitap yazmış. Bunu yaparken de “toplumsal cinsiyeti” esas almış. Tarihsel planı da feminizmi savunan kişileri ön plana çıkarak yapmış. On sekizinci yüzyılda yaşamış kadın hakları savunucusu Mary Wollstonecraft’ın ilk kıvılcımı başlatmasıyla hikayeyi başlatmış. Kadınlar oy hakkı veren süfrajet hareketini ve yakın geçmişten Simone de Beauvoir’in de görüşlerini incelemiş.

Daha çok bu tarihsel kişiliklerin görüş ve düşünceleri esas alınmış, eylemlerine hiç girilmemiş. Bunun nedeni sanırım çalışmanın çocukları hedef alması. Yani yukarıda belirtildiği gibi sadece toplumsal cinsiyet açısından verilmiş mesele.

Örneğin 8 Mart’tan da bahsediliyor. Ama neden böyle bir gün var hiç girmiyor. Sadece böyle bir günde yapılması gerekenler vurgulanıyor. Yine ataerkil zihniyetin nasıl zuhur ettiğine hiç girilmiyor. Olay erkekler böyle, kadınlar böyle şeklinde verilmiş. Başlangıçta erkek ya da kadın doğası nasıl ise öyle kalmış gibi işleniyor konu.

Ama bu damağımda kötü bir tat bıraktı. İkilemde kaldım. Yani konu ile tarihsel gerçekliği gizlemenin birinci nedeni çocukları zararlı içerikten korumak,  bu değilse de çocuğun tarih kavramını algılayamayacağı düşüncesidir. Benim için her ikisi de kabul görecek anlayışlar değil. Sansüre gerek yok bu çağda. Hani çocuklara oy hakkına sıcak bakıyorsanız, onlarda birşeyleri gizlediğiniz izlenimini de vermemelisiniz.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s