Mezeci Çırağı

Gölge Konuşuyor:

Bu kısacık roman on üç yaşındaki bir çocuğun gözüyle anlatılıyor. Hangi şehirde olduğunu -yazarın doğum tarihi itibarıyla Bursa olabilir- bilmediğim Pirinç Hanı’nda geçiyor. Han ve etrafındaki,  esnaf, çalışan ve seyyar satıcıların günlük rutinin işliyor. Şişkin bir karakter kadrosu var. Böyle bir durum kimi romanlar için sakınca yaratabilir ama bu roman için pek değil.

Roman duygulanım ve düşünce yaratma yerine bir görsellik arz ediyor. Zaten filmi de çekilmiş ya da romanı yazılmış bir film. Dolayısıyla romanda böyle yoğun duygulanım ve fikir teatileri yaşanmıyor. “Sevdi”, “hissetti”,”düşündü”, “tahmin etti,” gibi yüklemlere pek yer verilmemiş. Ama “yaptı”, “etti”, “geldi”, “düştü”, gibi  yüklemlere çok sık yer verilmiş. Dolayısıyla açıklamadağı için bir sinema filmi senaryosunu ya da bir tiyatro oyununu okudum gibi oldu. Görsellikten karakterler okunabiliyor. Bu romanın bir artısı. Mesela oruç tutmadığı için dalga geçilen Deşkel’in düştüğü durumu görünce onun hakkında yorum yapabilir duruma gelebiliriz

Yani bir edebiyat eseri değil miydi, okuduğun diye soran olursa, kısım kısım, yer yer buna inandığımı söyleyebilirim. Misal. “Ayhan Işık da kaldırırdı. Onun gibi bıyıklarını sağlı sollu sıvazladı, bir cigara yaktı. Sol elini pardösüsünün içine koydu. O eli üşüyor, artık hiç ısınmıyordu. Biçimsizdi ve saklamak istiyordu. Sağ elininin başparmağı ve işaret parmağının arasında tutuyordu cigarasını. Üç parmağı cigarasından nefes çekerken hep gökyüzünü gösterrirdi. Eee, Ayhan Işık da öyle yapardı…” Bu küçük alıntıda da görüldüğü bir enstantane ile bütün iş halledilmiş. Yukarıda söylediğimiz karakter okuması rahatlıkla yapılabilir bu enstantaneden ve bu betimlemeden. Yetmişlerin ikonu Ayhan Işık da bir benzetme unusuru olarak kullanılmış ustalıkla. Ama keşke bu gibi kısımlar kitabın tamamına yayılabilseydi.

Bu yoruma şöyle haklı bir eleştiri yapılabilir, öyle diyorsun da kendin söylemedin mi, hikaye on üç yaşındaki çocuğun gözüyle anlatılıyor. Ama bu durum, bende, romanın iddiasız bir proje gibi sunulmak istemesinin bir nedeni gibi gösterilmek istenmiş fikrine yol açtı. Ve bence güzel bir konu seçilmiş betimlemeler ve durumlar da yerinde. biraz ruh katmak gerekirdi. Bu da romanın seksen yedi değil, yüz yirmi yedi sayfayla mümkün olabilirdi.

Reklamlar