Bartleby ve Şürekası

Gölge Konuşuyor:

Kapakta kitabın roman olduğu yazılıyor ama kurmaca bir metin olduğunu söylemek çok zor. Ancak ve ancak anlatıcı bir roman kahramanıymış gibi davrandığı için bu anlatıya roman diyebiliriz. Çünkü roman, roman tarihinden bazı kesitler sunduğu için kurmaca bir metin olmakta zorlanıyor. Yani aslında bir roman ama bildiğimiz romanlara benzemiyor. Bir inceleme daha ziyade. Bir eleştiri denemesi veyahut başlangıçta söylediğimizi gibi roman ve eleştiri tarihi kitabı.bartleby-ve-surekasi-front-1

Roman tek bir şeyle ilgili: Yazamamak. Yani 159 sayfanın tamamı yazamamak ilgili. Yazamamak ile ilgili yazılar. Birçok büyük roman okudum ama aslında okuyabileceğim epey bir roman da yazılmadığı için okuyamamışım. Buna üzüleyim mi, sevineyim mi, karar veremedim. Yine de Vila-Matas pek işlenmeyen bir konuyu işlemiş: Bartleby Sendromu. Herkes Bartleby’nin Melville’in Oblomov benzeri ya da Gogol’un Palto’sundaki memur benzeri olduğunu bilir. Yani sendrom bir şeyi yapmamak ile ilgili kendine bahaneler bulmak anlamında. Vila_Matas’a esin kaynağı olan da Robert Walser’in yazılamayanın yazmanın da bir yazma eylemi olduğu görüşüdür. Bunun yanında Vila-Matas’ın, son günlerinde bartleby sendromuna kapılan Tolstoy’un “ne olursan ol, yapman gerekeni yap” düşüncesi ile Beckett’in “sözcüklerin bizi terk ettiği, her şeyin söylenip bittiği” düşüncesi arasında gidip geldiğini söylememiz gerekiyor.

Enrique Vila-Matas’ın bahsettiği Bartleby sendromu romancılarla ilgili. Bunlar arasında iyi bir şeyi yazıp daha sonra aynı düzeyde bir eser yaratamayacağına inananlar, bilerek ve isteyerek yazmayı bırakanlara (ret yazarları), ruhunda yazarlık olduğu halde büyük romancıların eserlerine ve ünlü eleştirmenlerin yorumlarını referansa alarak başarısız olacağından korkanlar, sorumluluk alamayanlar, sıkılanlar, tembellik edenler ve güç beğenenler.

Kocaman bir romancı listesi var romanda ama Vila-Matas ret yazarlarını sendroma dahil edip etmemekte kararsız. Böyle yazarlar var gerçekten. Laf söylenmiş bitmiştir muhabbeti yapanlar. Hatta eseri ile ilgili konuşmayıp, gelen eleştiri ve yorumlara kulaklarını tıkayanlar. Bunun yanında Juan Rulfo gibi esin kaynağını kaybedenler de var. Saymakla bitmeyecek bir liste. Her birinin hikayesi farklı farklı. Ama bir kişi yok benim bildiğim, ünlü Catch 22 romanın yazarı Joseph Heller. Bunun yanında ismi zikredilen ve benim duymadığım epey bir romancı var. Bunların çoğu fakat Türkçede olmayanlar…

Yazarlık, yazma eylemi, yazma sıkıntısı, yazamama ve yazarların hayatların kesitleri ile ilgili orjinal, ayrıksı bir çalışma Bartleby ve Şürekası. Benim gibi bir roman okuru için gerçekten şahane bir seçim oldu bu. Çağdaş, nitelikli roman okurlarının tamamını bartleby ve şürekasının bir parçası olmaya davet ediyorum….