Erojen Bölge

Gölge Konuşuyor:

Tüm sinizmine rağmen romanın kahramanı Philippe Djian umutsuzluğa düşen biri değil. Mesleğini yazarlık olarak geçmek lazım. Ama bu işten fazla para kazanmıyor. Yine de kazandığı kendisine yetebilir; hovardalık yapmazsa, biraz tutumlu olabilirse. Arkadaşı ve komşusu Yan ile birçok şöhretli kişiyi tahtalıköye gönderen LSD adlı uyuşturucuyu çekerler. Uyuşturucu seansları bir yana hele bir de plan dışı bir harcama olursa, vay Djian’ın haline. erojen 001

Parasız kalınca mecburen başka işler yapar. İşçi sınıfına dahil olur. Statü kaybı umurunda olmazsa da Djian bir tür küçük burjuva bireyselliğine sahiptir. Dev putrelleri taşımak, tezgahtarlık yapmak o kadar zoruna gitmezse de patronların, kahyaların ağız kokusunu dinlemek hiç hoşuna gitmez. Hoşnutsuzluğunu her fırsatta gösterir. Bundan dolayı patronların sempatisini kazanmaz, mağaza patronunun şişmanca, iri göğüslü karısının ilgisini saymazsak. Diğer ezilenlerle birlik olup patronların hakkından gelmek hiç Djian’ın aklına gelmez.

Plan dışı harcama demiştik ya. Bunlardan biri kız arkadaşı Nina’nın sağlık sorunu nedeniyle on yaşındaki kızı Lili’yi Djian’a bırakmasıydı. Nina bir tür ameliyat olacakmış. Hiç doğasında yokken vicdan yapması Djian’ın söylenmesine neden olur. Oysa ki Nina ona yalan söylemiştir. Asıl amacı bir lanet herife kendini “düzdürtmek” imiş. Nina’yı bulma hikayesi gerilimlidir, aynı zamanda da masraflıdır.

Roman sürecinde Djian tam bir felakettir. Neye dokunursa kırılır dağılır. Başına olmadık dertler açar. Ama çevresinde epey bir kadın vardır. Yine de kadınlardan yana şanslı diyebilir miyiz? Pek değil. “Düzmek” kelimesini ağzından düşürmeyen kahramanımıza bakan biri onun sabah akşam seviştiğini sanır. Hiç de değil. Hatta bir iki sevişme sekansında sonunu getirecek mi diye bendeniz endişelendim. Örneğin hep yakınındaki Cecilia’yı “düzmek” istemiş ama Cecilia oralı olmamış. Bak burada kahramanımız Cecilia’yı düzmek için hayatını vereceğini söylüyor. Yapmaz mı? Yapar. Bu arada Cecilia on yedi yaşındadır. Cecilia doğduğunda Djian Cecilia’nın bugünkü yaşındaymış. Konuşurken  “düzmek” kelimesini çok kullandığımın farkındayım ama ne yapayım bu düzmek kelimesinin çokça zikredildiği, “düzüşmek” eyleminin buna paralel gelişmediği bu romanda aşk ve romantizmin kıyılarına bile yaklaşılmamış.

Normal insanlar Djian’ın yanında fazla yoktur. Daha çok kopuk takımıdır etrafındakiler. Normallerin arasında tam bir tutunamayan Djian. Örneğin iki günlük bir doğa yürüyüşüne katılır. Katılımcıların uygarlıktan uzak iki gün ilkesini zulasındaki biralar nedeniyle deler. Bununla kalmaz bu uyumsuzluğun sonucu olarak bir de kaza geçirir kahramanımız. Uzun bir süre kırık bir kol ile gezmek zorunda kalır…

Yer yer büyük bir yazar olmadığı için hayıflanan, hatta kendisini Kafka, Joyce ve Dostoyevski gibi yazarlarla kıyaslayan Djian’ın yine de emin olduğu bir şey vardır: O da yegane yeteneğinin yazma olduğudur. Ufukta da bu yeteneğin kendisine sağlayacağı avantajlar belirmektedir. Tüm yaşadıkları ona kendisini tanımasını, sınırlarını bilmesini de öğretmiştir. Tabi bu romanı okunur kılan özeliği de edinir: Kendisini ti’ye almayı… Kadınlar konusundaki meselesini de halledecektir. Düzensizlik bir düzen olarak kabul görülür, alışkanlığa dönüşürse mesele kalmayacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s