Katilin Şeyi

Gölge Konuşuyor:

Berna Moran Türk romanında gerçekçi roman dışındaki türlerin fakirliğine sitem ediyordu. Fantastik, polisiye, bilimkurgu gibi türler yok denecek kadar azmış çünkü Moran’ın eserini yazdığı seksenlerin sonu doksanların başında. Hatta gerçekçi roman dışındaki türlerde yapılmış bir çalışma bile yokmuş.katilin şeyi 001

2015’e geldiğimizde diğer türlerde önemli bir artış gözleniyor. Özellikle polisiye romanda. Türk polisiye diye şahsına münhasır bir tür de çıktı. Bu türün en popüler isimleri de Ahmet Ümit ve Emrah Serbes gibi görünmekte. Peki bu yazarlar, içinde Algan Sezgintüredi’nin de yer aldığı bu yazar grubunu farklı kılan: şunu söyleyebilirim söz konusu yazarlar polisiyeyi “kaçış edebiyatı” olmaktan çıkarmak istiyorlar. Agatha Christie, Dan Brown, Mickey Spillane gibi olay merkezli, analitik yapıyı esas alan eserler yazmak  istemiyor bu yazar grubu. Ben de gerçekten okuduğum şeyle “katil kim” ve “katilin amacı nedir” tarzı bir ilişki kurmak istemiyorum. Katilin kim olduğu beni ilgilendirmiyor, amacı da.

Batı tarzı polisiye de suçtan ziyade suçlu işlenir. Suçun ekonomik ve sosyal arka planı işlenmez. Kötü, piskopat tipler vardır. Bunlar sırf kötülük olsun diye suç işlerler. Çıkar düşkünü olmaktan ziyade kötüdürler.  Oyun oynamayı da severler…Türk polisiyesi, polisiyenin içine siyasi bir unsur kattı. Organize suçu da detaylı olarak işledi. Yan etkenleri, olayı sorgulayanların ruh hallerini kattı işin içine, onların eksikliklerini ve zaaflarını. Birçoğu ironiyi, mizahı kattı eserlerine.

Katilin Şeyi’nde yukarıda sözünü ettiğimiz Türk polisiyesinin karakteristik özelliklerinin birçoğunu barındırıyor. Algan Sezgintüredi siz çok komik, çok matrak birisiniz. Gerçekten eğlenceli bir roman yazmışsınız. Keyiflendirdiniz… Sağolun, varolun…

Sezgintüredi birçok kişinin gevezelik diyeceği ayrıntılar serpiştirmiştir. Polisiye öykünün içinde kahramanın biyografisi de var. Diğer karakterlerinin detaylı bir analizi de var. İşin polisiye kısmı  merkezde ama yazar bilinçli bir şekilde öyküyü bu ayrıntılarla kesmiş. Sonuca değil sürece odaklanmamız istenmiş.

Romanın bir numaralı karakteri Vedat hikayesini bize anlatıyor. Özel dedektif Vedat Kurdel. Vedat çok zeki biri değil aslında. Yardımcıları özellikle Tefo en zekisi. Diğer yardımcı emekli başkomiser Nezih (Tefo’nun babası), Agatha rolünü üstleniyor. Vedat işletme mezunu. Tefo (Tevfik aslında ama kendisi bu Tefo denmesini istiyor) lise ikiden terk. Zeki biri ama bu hamallığı kaldıramam deyip okulu bırakmış. Tefo hikayenin aklı, Vedat ise beden gücü. İş Vedat’ın ama. Ortaklar aslında. 40-30-30 şeklinde paylaşıyorlar karı.

Ayrıntı düşkünü dedik Vedat için. Mesela soyadı olan Kurdel’in nereden geldiğini uzun uzun anlatıyor. Aslında soyadları Kordela’ymış falanmış filanmış. Vedat’ın babası da harika çizilmiş bir karakter.

Romanda sağlam bir olay örgüsüde var, buna uzun uzun değinmiyeceğim. Bu yönü de komik romanın gerçekten. Seri cinayetler işleniyor. Maktullerin hepsi kadın, hepsi sarışın ve hepsi kırk iki yaşında, ve hepsi aynı şekilde öldürülüyor. Zamanlaması da ilginç cinayetlerin, ayın evresini başlangıç gecesinde işleniyor tüm cinayetler.

Farklı bir teknik de romanın 2005’te yazılmasına rağmen  Sayın Kurdel hikayeyi bize 2015’den naklediyor. Tesadüf o ki, bana bu romanı okumak 2015’de nasip oldu.

Özetle bırakın Agatha’yı, Dan Brown’ı, Grange’ı Türk polisiyesi okuyun derim. Ben de yeni tadlar keşfetmeye çalışacağım bu arada. Haydi rasgele. 🙂