On Bir Dakika

Gölge Konuşuyor:

Paulo Coelho’yu hep küçümsedim şimdiye kadar. Onun Hermann Hesse’nin kötü bir kopyası olduğunu söylüyordum. Bunu Coelho’nun Simyacı ve Portobello Cadısı adlı romanlarına dayanarak söylüyordum. Portobello için eh işte, Simyacı için kötü diyordum. Birazda çok okunanlara gıcığım var benim. Yani benim o kadar çok beğendiğim kitap var, kimse okumuyor. okusa bile iyi şeyler söylemiyor.on bir dakika Vasat bulduğum kitap iyi sayılıyor.

Diğer iki romandan farklı olarak On Bir Dakika (OBD), dikkate değer bir roman. OBD’den bir gençlik edebiyatı incelemesinde Necdet Neydim hoca da bahsetmişti. OBD ayakları yere basan bir roman gerçekten.OBD’de de Hermann Hesse esintileri var, kutsal fahişe mevzusu mesela. Ama onu özel kılan başka şeyler de var.

İki açıdan önemli bir roman. Birincisi romanın ilk bölümlerindeki bir genç kızın yeni yeni cinsellikle tanışması. Aslında Maria cinselliğin tabu olmadığı bir toplumda yetişmiş. Brezilyalılar’ı hepimiz rahat insanlar olarak biliriz. Ne var ki ilk gençlik çağında sorunlar çok benzermiş.

İkincisi arzu-seks uyuşmazlığı. ‘Arzu hayal etmektir görmek değil’ demişti Maria romanın bir yerinde. Gerçekten hayal ettiğimiz bir bedeni çıplak olarak karşımızda görünce hayal ederken duyduğumuz isteği, duyabilir miyiz? Bu her zaman mümkün olmuyor.

Maria bir emprezeryo’nun etkisiyle İsviçre’ye dansçı olmak için  gelmiştir. Ama işler istediği gibi yürümez. Güzeller güzeli Maria’nın  için tek seçenek fahişeliktir. Buna rağmen Maria fahişeliğin sıradan bir iş olduğu konusunda kendini ikna eder. Ben et satıyorum, der.

Bir fahişe olmasına rağmen Maria’nın düzenli bir cinsel yaşamı olmaz. Yukarıda belirttiğimiz uyuşmazlığı yaşar. Aşkı bulmak ve yaşamak ister. Ünlü bir ressam olan Ralf iyi bir tercih gibi görünür, bir diğer alternatif de Terence’dır. Maria’nın tercihi Ralf’tır. Duyguların önemli olduğuna inanır. Ne var ki duygular bedenlerin temasıyla ve birleşmesiyle taçlandırılmadı mı eksik kalır. Ralf’in de Maria gibi soğuk olması sorunu büyütür. Tüm sosyalliğine ve popülerliğine rağmen Ralf’ın böyle bir şey yaşaması romanı daha da ilgiç kılar. Terence burada devreye giriyor işte. Terence’a çok iş düşüyor Ralf-Maria ikilisinin saadeti için. Ralf, Maria’ya aşkı sunarken; Terence özgürlüğü. Onun aşk oyunları, sado-mazoşist tutumu işi kolaylaştırır. Artık bildik “acı seni özgürleştirir” klişesini zikretmenin zamanı gelmiştir…

 

Reklamlar