Ayın Büyüttüğü Oğullar

Gölge Konuşuyor:

Çekilen acılara rağmen matem havasından ziyade bir meydan okuma bir bilenme seziliyor şiirlerden. Hesabı sorulacaktır minvalinde ağıt yakma, yakarma, yaygara koparma halinden ziyade bir suskunluk hakim sanki. Kılıçlar kuşanmış, hazır kıta pozisyonu… Her şeye rağmen kan dökülüyor yine de, ama düşlerde. Bütün her şey eğretilemeler aracılığıyla ete kemiğe bürünüyor. Sanat ifadedir, suskunluğun dilidir hissi uyanıyor. Zihnime hep öfke dolu, kaskatı yüzler eşlik etti şiirlerle temasımda. Yorgun ve acı dolu yüzler. Acı ve kin bana akıyordu şiirlerden. Hesabı sorulacaktır…

tara0011AYIN BÜYÜTTÜĞÜ OĞULLAR

Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı müjdelenmedi.
Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların ötesini görür.
Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır.
Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları.
Ölü oğullar. Kurban hepsi.
Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü.
Yüzleşiyoruz.
Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada “yeter” diyorum.
“gidin ve öldürmeyin”
ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı.
Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni.
Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim.
Aç gözlerini. Tırnaklarını acıyan yerlerine bastır.
Biri var mı göğsümü mendiliyle silecek.
Kardeşim bir cinayetten dönüyor. Karanlık dehlizlerden.
Siyah paltosu
Ve gözleriyle.

Ona benzemeyeceğim.

Gece ayaklarımız okşandı ve büyük dağları geçeceğimiz söylendi.
Karlarla bekletilmiş büyük dağları geçtik.
Bahçede ilk gün keskin bir çizgiyle yan yana duran üç yıldızı gördük.
Mutlak. Yol açıcı.
“Bakmak istiyorum ayaklarına” dedi eğilen bir ses.

Onlara, bir daha görüşmeyebiliriz demedim.
Hepimiz biliyorduk.
O dağ oğullarını yedi.
Ve onları bir sese kapattı.
Kolu yok kiminin.
Kimi kör.