Toprak Yeşerince

Gölge Konuşuyor:

Bu okuduğum üçüncü Knut Hamsun romanı. Daha önce Göçebe ve Açlık‘ı okumuştum. Bu üç roman içinde ilk sırayı Toprak Yeşerince‘ye veririm.tara0007

Diğer Hamsun romanlarındaki gibi duru ve yalın bir anlatım var Toprak Yeşerince‘de de. Bir çiftçinin günlük olağan yaşamı işleniyor. İlginçlikler, tuhaflıklar, olağanüstülükler, metaforlar yok romanda. Sadece İnger’in hüküm giymesi; Brede’nin Axel’i ölüme terk etmesi; Bayan Heyerdahl’ın çocuk katili davasındaki tanıklığındaki konuşması ya da söylevi, romanın başında İsak’ın kendine bir kadın ararken karşısına İnger çıktıktan sonra sözcüklere ihtiyaç duymadan; neredeyse hiç duygulanmadan sessiz sedasız birbirlerinin olması metne biraz ilginçlik katıyor o kadar.

Tüm sadeliğine rağmen roman akıp gidiyor, kendini okutuyor. Bu durum yazarın ustalığıyla açıklanabilir tabi ki. Hamsun karakterleri eylemleri sayesinde o kadar ayrıntılı analiz ediyor ki, ister istemez mesela İsak’ı sanki karşınızda görüyor ve onun eylemlerine, tepkilerine, jest ve mimiklerine  bir hoşluk bağışlıyorsunuz, bizim Garip şiirindeki gibi…

Bir tembel olarak benim için romanın tek kusuru ‘çalışan kazanır’ mesajı vermesi. Tembel derken ‘tembellik hakkı’nı savunduğum için kendime bu sıfatı yakıştırıyorum. Bende sessiz çoğunluk gibi eşşek gibi çalışıp kıt kanat geçinenlerdenim.

Sahaftan edindiğim deri kaplı bu değerli kitabın iç kapağında yazılanlar beni etkiledi. Yılbaşı hediyesi olarak sevgilisine kitap hediye eden kaldı mı acaba? Eskiden daha iyiymiş dimi?tara0008