Arap Baharı, Libya Kışı

Gölge Konuşuyor:

Suriye’deki olaylar taze iken, henüz Gezi direnişi gerçekleşmemişken 25 Ağustos 2012’de yaptığım yorum, biraz sert bir başlangıç olmuş galiba:

Etrafım Tahrir’i de Halep’i de kendince yorumlayan cahillerle dolu. arap baharıTelevizyonu açıyorum, benzer yorumlar… Bazen de ezberleri bozulmasın diye ‘bana ne, ben böyle görmek istiyorum’ anlayışı hakim oluyor. Tabi ben bilgi kaynaklarım konusunda dikkatli davranıyorum; Tarık Ali, Bereket Kar, Sungur Savran, Foti Benlisoy, Mete Çubukçu, Fehim Taştekin gibi güvenilir uzmanların ne söylediklerine bakıyorum. Bu konuda Özgür Üniversite’ye teşekkürü bir borç bilirim. Bunun yanında Sendika.org, Bianet ve Jiyan.org gibi internet sitelerini, Birgün, Özgür Gündem, Evrensel ile Fehim Taştekin özelinde Radikal gazetelerini takip ediyorum.

Arap Baharı olarak adlandırılan süreçle ilgili epey bir yalan ve yanlış bilgi ve yorumla karşı karşıyayız. Mesela Türkiye’deki yaygın görüş bu sürecin bir ’emperyalist oyunu’ olduğu görüşü. Emperyalizm’in böyle hareketler yaratma gücü yoktur, ama bunları yönlendirebilir, çıkarına kullanabilir. Zaten bu sürecin geldiği son noktada, son tahlilde söylediğimiz şeyi görüyoruz. Yoksa emperyalistler Muhammed Boazizi’ye ‘haydi koçum, git kendini yak’ demiş olamazlar. Direnen Çeçen, Bosnalı, Güney Amerikalı vs. olunca devrimci ya da özgürlük savaşçısı oluyor, ama kürt ve arap olursa emperyalist uşağı oluyor bu ülkede!

Yanlışlardan biri de Arap halklarının biat ve itaat etme huylarının olduğu, bundan dolayı da direnemeyecekleri safsatasıdır. Bunu söyleyenler tarih bilmiyorlar. Arap coğrafyası tarih boyunca toplumsal hareketlerin en yoğun olduğu coğrafyadır.

Diğer bir yanlış da dinin en önemli değer olduğu. Oysa ki 50-60’lara baktığımızda bu coğrafyadaki yükselen değerler Radikal Milliyetçilik ve Marksizm’dir, din ise buna panzehir olarak kullanılmıştır, hatta o yıllarda ABD komünizm konusunda Arap ülkelerini uyarmış, Arap liderleri de komünistlerin başını ezme taahüdü vermişlerdir.

Arap Baharı’nın facebook ve twitter’dan örgütlenen, aç insanın bir refleksi olduğu görüşü de yalanlardan biridir. Bu görüş kısmen doğru olsa da, kitaba bakarak, bu sürecin en az altmış yıllık bir Arap coğrafyası dinamiği olduğu ve yirmiden fazla kurum ve örgütün organizasyonunda gerçekleşmiş olduğudur. (Kitabı okumadan önce bunu ben de bilmiyordum.)

Çok uzattım biliyorum. Sonuç olarak şunu diyebilirim bir toplumsal dinamik olarak başlayan bu süreç, Libya örneğinden sonra Batılı emperyalisler ve petrol zengini Körfez ülkelerinin konrolüne geçmiştir, büyük oranda…

Kitabın Sayfalarından:

Devrimci gelişmelerin etkisini önceden kestirmek zordur.

Karşı-devrim, 1848 isyanlarını ezdi, ama ne ruhunu ne de dinamiğini parçalayabildi. Onun sonucu olarak, yeni sosyal kimliklerin yükselişiyle parçalanan feodalizm kültürü yok oldu. “Çağımız, demokrasi çağı parçalanıyor,” diye yazıyordu Friedrich Engels Şubat 1848’de. Bir işçi, elindeki tabancayla, Fransız Millet Meclisi’ne girdi ve haykırdı: “Artık vekiller yok, biz asıllarız.” Karşı-devrim vahşiydi. “Ne yaptığının tamamen bilincinde olan burjuvazi, onlara karşı bir kökünü kazıma savaşı yürütür,” diye işaret ediyordu Marx. Yine de 1848, daha erken bir devrim vaadi (1789) ile daha geç bir devrim olasılığı (1871 Paris Komünü) arasındaki mücadelenin bir orta noktası olarak köleliğe ve uşaklığa karşı yeni bir sosyal ufuk açtı. Avrupa kamçı  ve pudralı peruk çağına geri dönemezdi. O çağ geçip gitmişti. (sf. 249-250)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s