Gol Kıralı

Gölge Konuşuyor:

Bergson, insanın kendinde olmayan,  başkasının aksayan yönlerini gülünç bulduğunu ifade eder Gülme adlı eserinde. Bu yüzden gülmeye olumsuz bir yön  atfeder. Doğu yazınında aslında “komik”in bir karşılığı yoktur. Bunu daGol kıralı Borges’in Averreos’un (İbn-i Rüşd’ün)  Arayışı adlı nefis hikayesinden öğreniyoruz. Doğu’nun hiciv geleneği ise topluma mal olmuş temsillerin parodisi gibidir. Aziz Nesin farklı bir şey yapıyor hiciv ile komediyi karıştırıyor,  konuşurken yüzünü okura dönüyor daha ziyade, yüzünde müstehzi bir ifadeyle. Hınzırlık her cümlesinde, her karakterinde hissediliyor. Ama ben insanlarımızın Aziz Nesin’e kahkahalarla gülmesine anlayamıyorum bir türlü. Bir tür mazoşizm galiba. Nesin’in gülmeceleri aslında bu topraklarda yaşayan herkese bir eleştiridir. Nesin bu anlamda okurla bir gerilimi göze almıştır. Bizimle dalga geçen biriyle bir gerilim yaşamamamız, okların bize değil bir başkasına yönlendirdiğini düşünmemizden kaynaklanıyor galiba…

Gol Kıralı, 1957’de ilk baskısı çıkmasına rağmen konusu itibarıyla güncelliğini koruyan komik bir roman.  Asosyal bir  matematikçiyi bir futbol yıldızı yapan dinamikler komik olsa gerek. Gol Kıralı’nın tiplemeleri de hala çok güncel. Dündar Dubara gibi başarıyı bir şekilde, hileyle hurdayla, zorla kavgayla sağlayan yönetici tipi örneğin. Erol İpkıran da yaygaracılığı dillere destan bir spor yazarı. Pireyi deve yapan bu zat, futbolun popülerliği sayesinde ülke gündemini belirliyor. Kerkenez Sevim ve İspanyol Aysel ise televoleci zihniyetin köklerinin çok daha eski olduğunu düşündürtmekte.  Bütün bunlardan ayrı duran bir İngiliz antrenör parodisi Tomson var tabi ki…

Kitaptan: tara0017