Tereza

Gölge Konuşuyor:

Edebi olarak doyurucu bulmamış olsam da böyle bize karşı kıyıdan bakıp bizi anlatan hikayeleri seviyorum. Ege’nin öte yakasından anlatılan hikayeler bana her zaman daha tutarlı, daha inandırıcı geldi. Romanda merak duygusunu arttıran bir başka unsur kahramanların tamamının gerçek olması, romana adını veren Tereza Dharmalas da gerçek bir kişilik, ona en büyük aşkı Ernest Hemingway eşlik eder. Bunun yanında tarihin en önemli silah tüccarlarından Basil Zaharoff romanın önemli bir karakteri. İtalyan faşizminin güçlü şairi Gabriele D’Annuzio da romanda boy gösteriyor. Rolleri küçük de olsa Metaksas, Venizelos, Pablo Picasso, Sarah Bernhard ve Mustafa Kemal romanda boy gösterir. Benim için sürprizlerden birisi de Tereza’nın savaş sonrası doğduğum yer olan Cihanbeyli Platosu’ndaki bir hücrede kapalı kalmış olduğunu öğrenmem.

Tereza bir aşk kadını olarak lanse edilmiş olsa da siyasi bir kişilik. Venizelos’un kocası Metaksas tarafından suikaste uğramasını engellemiştir. Ne Venizelos ne de sonradan ülkenin diktatörü olacak Metaksas romanda Mustafa Kemal kadar güçlü karakterler değildi. Mustafa Kemal’in Tereza’ya olan ilgisi, onu çok hayranı olduğu Fransız tiyatro oyuncusu Sarah Bernhard’ın kızı olduğunu düşünmesi ve Edirne doğumlu Tereza’yı Türkiyeli olarak düşünmesi. Tereza ona, Sarah Bernhard’ın kızı olmadığını, sadece onun babası İon Dharmalas ile evli olduğunu söyler. Mustafa Kemal söylenenlere inanmak istemez.

Hemingway önce yaralı bir asker olarak karşımıza çıkar, sonra da savaş muhabiri olarak çıkar karşımıza. Türk-Yunan savaşı ile ilgili bölgeden servis yapıyordur ülkesine. Bunun yanında karakterlerin aynı masada olması ilgi çekici geldi bana. Tereza, D’Annuzio ve Zaharoff aynı masada oturuyorlar misal, Hemingway, D’Annuzio ve Tereza da yine bir araya gelip sohbet etmiş üçlü.

Mustafa Kemal’in rolü küçük olsa da önemli bir karakter. Onun dahiliği savaştan çok diplomasidedir. Romanda bir süre önce savaştığı Lyodd George ve Raymond Poincare’ı yanına alması, en azından onlardan Türk-Yunan savaşında tarafsızlık taahütünü alması. Özellikle o akıcı Fransızcasıyla Poincare’nin hayranlığını kazanmasına dikkat çekiliyor romanda… Yunanlıların tek desteği ise Yunan devletinin kasası olan ve sürekli Türkler tarafından öldürüleceği korkusu yaşayan Basil Zaharoff kalmıştır. Zaharoff’un sir ünvanı da Legion D’Honnor nişanı da para etmeyecektir… Sonrası ise Türklerin Yunanları Küçük Asya’dan kovaladığı, bizimkilerin Kurtuluş Savaşı dediği o bildik çarpışmalar.